TARİH OLMUŞ BİR KÖY

TARİH OLMUŞ BİR KÖY

Doğrusu Sağırdere belki Devlet Ana veya Yorgun Savaşçı kadar büyük bir roman değildir. Fakat kendi mütevaziliği içinde onlardan daha berrak, derli toplu; sadeliğin ve doğallığın gücüne taliptir. Çünkü sanat yönü kuvvetlidir. Yine her Kemal Tahir romanı gibi bir tez doğrultusunda yazılmış, fakat onda işlenen tez, tarih romanlarındaki gibi tartışmalı, rahatsız edici ve okuyucunun gözüne gözüne sokulan cinsten değil.

Sağırdere’de neredeyse zorlama hiçbir fikir ve olayla karşılaşılmaz. Ondaki ince fikirler okuyucuyu yormayacak cinstendir. Sağırdere, okuyucusunu örneğin bir Yorgun Savaşçı kadar sancılandırmaz, karmaşanın içinde bırakmaz. Çünkü aslında Kemal Tahir’in romanını yazdığı yakın tarih, Türk tarihi içinde en uzak olaylardan daha belirsiz ve bilgi eksikliği çektiğimiz olaylarla dolu. Oysa Sağırdere’nin olayları küçük bir köyde geçmektedir. Romanda sade ve fakir insanlarla karşılaşırız. Onlara dair iyi veya kötü bir zan beslememiz gerekmez. Onları belki de sadece sevebiliriz. Kemal Tahir, okuyucusuna neredeyse bundan başka bir seçenek bırakmaz. Çünkü Sağırdere’deki en adi insanların bile geçerli bir mazereti vardır.

Sağırdere’nin kahramanı Mustafa on dört on beş yaşlarındadır. Yalan ve dolanla yeni tanışmaktadır. Hayatın başlangıcındadır. Henüz bir arkadaşının katakullisine gelmemiştir. Bütün halinde saftır. O yüzden kirliliğe dönük bir merak içindedir. Ve Ayşe’ye aşıktır. Mustafa’nın Ayşe’ye duyduğu aşk; hayat, insan ve acıyla tanışmasının başlangıcını oluşturur. Çünkü Ayşe’den aşkına bir karşılık görmez. Buna bir de köy hayatının yoksulluk ve acımasızlığı eşlik eder. Ayşe körpedir, küçüktür ama zengin bir adamla evlendirilir, hem de kuma olarak…

Ayşe’de kuma olarak evlendirilmenin acısıyla karşılaşmayız. Bu acıyı daha çok Mustafa’nın üzerinden okuruz. Ayşe’de duruma dönük bir direnç de yoktur. Çünkü köy hayatı zordur. Ve Ayşe köyde rahat etmek istiyorsa, henüz hiçbir şeyi olmayan bir ergenle uğraşmaktansa, her şeyi olan biriyle evlenmeyi mantıklı bulur. Ayşe, Mustafa’nın bütün girişimlerini boşa çıkarır. Hatta ‘usandım bu Mustafa’dan’ tarzı bir şımarıklık içine girer. Oysa Mustafa onun için türlü tehlikeleri göze almıştır. O kadar saftır ki kim ne dese inanmaktadır, yeter ki Ayşe’yle evlenebilsin.

Ayşe başkasıyla evlendirilir. Mustafa köye küser ve arkadaşı Pelvan Vahit ve taş ustası Hocaların Hasan’la Ankara’ya gider. Romanın bu kısmı Kemal Tahir’in köy-şehir hayatı ikilemi eşliğinde öne sürdüğü fikirlerle dolu. Kemal Tahir köy hayatının devamlılığı yönünde fikir yürütmez. O, “şehirlilik” taraftarıdır. Fakat bunun insandaki ahlaki değerleri öldürmemesi gerektiğini savunur.

Sağırdere’yi tarihi bir roman olarak da okuyabiliriz. Onda geçen olay ve karakterler tarih olmuştur. Sağırdere Anadolu modernleşmesinin bir tarihidir. O, okuyucuya kendinden çok şeyler bulabileceği kadar yakın, fakat bir daha dönemeyeceği bir tarih kadar uzaktır.