TARİHİN İZLERİNİ TASARIMLARINA YANSITIYOR

LE PERA MARKASININ YARATICISI NATALİ ÖZATAY, GEÇMİŞİN MİSTİSİZMİNİ BUGÜNÜN MODERN DÜNYASIYLA BULUŞTURUYOR.

2005’ten 2015 yılına kadar iş hayatında aktif bir şekilde yer aldıktan sonra hayallerini gerçekleştirmek için yeni bir başlangıç yapan Natali Özatay, 2017’de Le Pera markasını kurdu. Özatay, bir yandan Hititoloji ve Sanat Tarihi eğitiminin verdiği vizyon ve tasarım tutkusu ile gündelik yaşamda kullanılabilecek karakter sahibi bileklik ve kolyeler tasarlarken, diğer yandan ise kitap ve belgesel projelerini hayata geçirmeye hazırlanıyor.

Hititoloji ve Sanat Tarihi mezunu
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Hititoloji Ana Bilim Dalı’nda okurken, üniversite eğitiminin son iki yılında Sanat Tarihi eğitimi alan ve Ön Asya tarihinde uzmanlaşan Natali Özatay, aslında çift dal mezunu… Gazeteci bir aileden gelen Özatay, 2005’ten bu yana iş hayatında farklı kurumlarda halkla ilişkiler, tanıtım ve organizasyon alanında deneyim kazandı. Bu süreci ise hizmet sektöründe faaliyet gösteren kurumsal şirketlerde takım liderliği ve koordinatörlük gibi farklı aşamalar takip etti. İnsan kaynakları alanında da kendini yetiştiren Natali Özatay, bu çerçevede Yıldız Teknik Üniversitesi Sürekli Eğitim Fakültesi’nde İnsan Kaynakları eğitimi aldı. Daha sonra ise Bahçeşehir Üniversitesi’nde İnsan Kaynakları Yönetimi’nin önemli bir kolu olan ‘Drucker Yönetimi Sertifika Programı’na katıldı. Tüm bu süreçlerin, insan yaşamının nasıl yönlendirilmesi gerektiğine dair farklı ipuçları barındırdığını ifade eden Özatay, bu verileri iş hayatına adapte ederek çok daha farklı bir bakış açısıyla yol aldığını söylüyor. 2015’te kariyerine farklı bir yön vermeye karar veren Özatay, artık hayallerini farklı platformlarda özgürce gerçekleştirebileceği özel bir alan yaratmanın temellerini atıyor.

İki farklı proje üzerinde çalışıyor
Bu doğrultuda öncelikle iki farklı projeye odaklanan Natali Özatay, bu projeler hakkında şu bilgileri veriyor: “İlk projem; bir ‘çocuk-macera’ kitabı… Bu kitabım tamamlandı ve şu an yayınevleriyle görüşme halindeyim. Amacım; üstüne bastığımız topraklarda daha önce neler olduğunu farklı, eğlenceli ve çağrışımlara dayanan bir dille anlatmaktı. Çıkış noktam ise çocuklara tarihi maceralı bir şekilde sevdirmekti. Kitabımın hedef kitlesi ise 11 yaş civarındaki çocuklar. Bir masalla yola çıktım ama karakterler arttıkça çalışmam önce hikayeye sonrasında ise farklı bir denemeye dönüştü. Kitabın en önemli özelliklerinden biri, ebeveynlerin de keyifle okuyabilecekleri bir içeriğe sahip olması… Kitabın başkahramanı ise bir evin ufak oğlu olan, maceraperest ve meraklı bir çocuk. İkinci projem ise Türk denizcilik tarihiyle ilgili bir belgesel. Bu projede yer almamın en önemli sebebi ise içinde minyatürlerin olması… Minyatür sanatı, Sanat Tarihi eğitimim boyunca en çok öğrenmek istediğim konulardan biriydi. Projenin Sanat Tarihi danışmanlığını yapıyorum. Proje T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde yürütülüyor. Bu kapsamda çok kıymetli akademisyenlerle çalışıyoruz. Türk denizcilik tarihi ile ilgili en kıymetli kaynaklara ise İslam Araştırmaları Merkezi (İSAM) ile İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nden ulaştım.”

Le Pera markasını 2017’de yarattı
Tüm bu projelerin ardından 2017’de Le Pera markasını kurarak, Hititoloji ve Sanat Tarihi geçmişini farklı bileklik ve kolye tasarımlarına aktaran Natali Özatay, nasıl bir tasarım çizgisine sahip olduğunu ise şöyle anlatıyor: “Bugüne kadar üretimim hep hizmet sektörü odaklıydı. Zaman içinde bu vizyona farklı bir boyut ekleyerek tasarıma yöneldim. Sanat Tarihi okurken aldığım derslerden biri de mitolojiydi. Milattan önceki döneme ait tarihi incelerken çok daha farklı bir estetiğin öne çıktığı dikkat çekiyor. Evet, belki o dönemde teknoloji yoktu ama özellikle takılara ya da kap kacak benzeri el emeği ürünlerin süslemelerine tamamen farklı bir zanaatın hâkim olduğu gözlemleniyor. Bu detaylar her zaman ilgimi çekti. Geçmiş dönemlerin inceliklerinden beslenerek, Le Pera markası çatısı altında gündelik yaşamda da kullanılabilecek, karakter sahibi bileklik ve kolyeler tasarlamaya başladım. Aslında çocukluktan bu yana takı tasarımı ile iç içeyim. Çünkü babam, gazeteci olmasının yanı sıra uzun yıllar kuyumculuk da yapmış bir isim. Özellikle bileklik tasarımlarımı deniz kabuğu, ahşap boncuk, balık, kuş ve fil figürleri gibi detaylarla zenginleştiriyorum. Bilekliklerimi makrame tekniğiyle kendi yorumumu katarak yapıyorum. Paraşüt ipi ya da mumlu ipleri tercih ediyorum. Tasarımlarımda kullandığım sarı kaplama detayların özellikle suya dayanıklı olmasına büyük önem veriyorum. Her bileklik modelinden ise sadece bir adet bulunuyor.”

Aydınlatma aksesuarları da tasarlayacak
Son dönemde tasarım olarak en keyif aldığı ürünün ise ablası için tasarladığı; kum incisi bir kolyede yer alan ve üzerinde ‘Hieros Gamos’ yani ‘Kutsal Evlilik’ yazan tasarımı olduğunu dile getiren Natali Özatay, “İki erkeğin mücadelesini yansıtan mitolojik bir sahneyi, bu kolye için yeniden yorumladım. Böylece ortaya kadın ve erkeğin evlenerek güç birliği yaratması figürü çıktı. Çizdiğim figürün kesilmesi, lazerle çizilmesi, yapılması, cilalanması ve incinin bağlanması sürecinde ise Ginkgo Jewelry ile iş birliği yaptım.” diyor. 2017 ve sonrasında tasarımlarıyla daha çok kişiye ulaşmayı hedeflediğini belirten Özatay, “Kış aylarında ise yün detayların öne çıktığı aksesuar tasarımlarına ağırlık vereceğim. Orta vadede ise takı tasarımının yanı sıra mitolojik sahneleri ışıkların altına sererek farklı aydınlatma aksesuarları da tasarlamayı hedefliyorum. Bu noktada kumaş boyası ve baskı tekniğinden faydalanacağım. Taşları da çok sevdiğimi belirtmek istiyorum. Gittiğim her yerden taşlar topluyorum. İleride bu taşlara hayat vermek için farklı bir yol izleyeceğim. Bu taşları gümüş ya da bakır gibi kıymetli metallerle işleyeceğim. Şu an hedef kitlem bana @le.pera instagram hesabımdan ulaşıyor. Tasarımlarımı Marmaris başta olmak üzere Türkiye’nin farklı noktalarına ve Yunanistan’a gönderiyorum. Tasarım atölyem ise Kadıköy-Moda’da yer alan Reka Evleri’nde.” yorumunda bulunuyor.