TESETTÜR MODASININ KALBİ SOSYAL MEDYADA ATIYOR

Moda artık podyumlarda tayin edilmiyor. Sosyal medya son yıllarda modayı şekillendiren önemli bir mecra haline geldi. Stil danışmanı Hülya Aslan da sosyal medyanın moda üzerindeki etkisini fark edip, bunu en iyi kullanan isimlerden biri… Tesettür giyim konusunda yaşadığı zorlukları avantaja çevirerek, bu yaşam tarzını benimseyenler için alternatifler sunuyor. Üstelik onu takip edenler sadece tesettürlüler de değil…

Takipçilerine sunduğu önerilerle sosyal medyanın fenomeni haline gelen Aslan ile Haydarpaşa Garı’nda bir araya gelerek tesettür giyimin değişimini ve sosyal medyanın modaya etkisini konuştuk.

Modaya ilginiz nasıl başladı?
Çok küçük yaştan beri güzel giyinmeyi severdim. Moda editörlüğü yapmadan önce farklı sektörlerde yedi yıllık iş hayatım vardı ama mutlu değildim. Bir gün bir moda dergisiyle tanıştıktan sonra moda artık benim hayatımın vazgeçilmezi oldu.

Moda editörlüğü alanında daha önce eğitim ya da tecrübeniz yok muydu?
İstanbul Moda Akademisi’nde bir süre moda editörlüğü eğitimi aldım. Tesettür giyim yeni gelişmeye başladığı için bu eğitimi alan ve dergi sektörüne giren ilk tesettürlü kişi bendim. Tülin Kermen’den stil danışmanlığı eğitimi de aldım. Birçok workshop’a katıldım. Hem moda editörü olmak hem de marka danışmanı olmak işimde bana artı değer kattı.

Tesettür modası sizce nasıl gelişti?
Tesettürlü kadınlar yakın bir zaman öncesine kadar pardösüyü tek seçenek olarak görüyordu. Bu tek düze giyim anlayışından dolayı tekstilciler ve tasarımcılar tesettür kıyafetlerini çeşitlendirmeyi gerekli bulmuyordu. Tasarımcıların ‘üretilse tutar mı?’ endişeleri vardı. Ama şimdi tesettürlü kadınların iş dünyasında çok fazla yer almalarıyla bu anlamdaki ihtiyaçları arttı. Tesettürlü bir kadın da iş yerine giderken daha şık ve tarz olmak istiyor. Bu değişiklik tesettür modasını da çok hızlı geliştirdi.

Tesettürün modası olur mu?
İslamiyet’in çizdiği kurallar dâhilinde tesettürün kalıplaşmış çizgileri ve aşılmaması gereken engelleri var. Bunlara uymak gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan var olan modanın tesettür tarzına uyarlanmasının, tesettür modası ismiyle yorumlandığını düşünüyorum.

Bu alandaki modayı ilk hangi ülkeler oluşturdu?
Dubai, Katar ve Fas gibi daha zengin Arap ülkeleri bu anlamda ilk adımı attı diyebiliriz. Türkiye’deki tasarımcılar ve markalar ne yazık ki biraz kapalı bakıyorlar ve çok global düşünemiyorlar.

Cesaret mi edemiyorlar sizce?
Evet maalesef. Biz sosyal medyayı çok iyi yaygınlaştıramadık. Bir de şu dezavantajımız var; tekstil fazla destek görmedi. Desteklenseydi belki bugün dış piyasaya girmemiz çok daha kolay olabilirdi. Örneğin tesettür giyimin temel alındığı bir moda haftası düzenleyebiliriz. Sadece ülkemizin değil diğer İslam ülkelerinin temsilcilerini de davet ederek bizdeki gelişmeleri gösterebiliriz.

Sosyal medyanın giyim sektörüne ne gibi etkileri oldu?
Sosyal medyanın kadının giyimi üzerinde çok ciddi etkisi var. Çünkü daha fazla kişiyi gözlemleyebiliyorsunuz. Birçok marka takip edebiliyorsunuz. Dünya modasını bir tıkla görebiliyorsunuz. Şuanda sosyal medya birçok markanın da birçok yeni girişimcinin de bir nevi ticarethanesi gibi oldu. O yüzden giyim sektörüne etkileri kesinlikle yadsınamaz.

Sosyal medya sizi neden bu kadar çok benimsedi?
Çevremdekiler giyindiğim kıyafete ruh kattığımı, daha sıcak ve samimi olduğumu söylüyorlar. Moda her ne kadar neşeli de gözükse de ağır ve çok ciddi gözüken bir yüzü var. Çünkü siz o kıyafeti giydiğiniz anda dışarıya sert ve biraz haşin bakışlar atacaksınız ki orda o kıyafete boyut kazandıracaksınız. Ben o kıyafette gülümsemeyi tercih ettim. Sanki insanların hoşuna giden şey oydu.

Bu durumdan dolayı bazı çevrelerden tepki alıyor musunuz?
Eleştiri alıyorum tabii ki. Tesettür çok ağır ve vebali olan bir taraf… Onun ben de farkındayım ve bunu her zaman dile getiriyorum. Hayat tarzınızı, yaşamınızı bilmedikleri için siz dışarıya o çerçevede ne sunuyorsanız o kadarını görüyorlar. Ben sosyal medyada modayla alakalı şeyler paylaştığım için sanki hayatımın tek amacı, yaptığım tek şey buymuş gibi gözüküyor.

Sosyal medyada marka tanıtımları mı yapıyorsunuz?
Evet, paylaşımlarımda markaların tanıtımını yapıyorum. Beni takip edenler gidecekleri bir özel toplantı, davet ve günlük yaşantılarında nasıl farklı bir tarz oluşturabilirim sorusuna cevap bulmaya çalışıyor. Ben de bir anlamda onların bu sorularına cevap veriyorum.

Dünyada ve Türkiye’de takip ettiğiniz modacılar ile giyimini beğendiğiniz isimler kimler?
Dünyada tesettür modacılardan Ascha Akf. Rus modacılardan Ulyana Sergeenko ve Miroslava Duma. Türkiye’de ise Işıl Reçber, Ayşe Kucuroğlu, Feryal Gülman. Tesettürlü kadınlardan da Zeynep Babuçcu ve Özleyiş Topbaş’ı beğeniyorum.

Hülya Aslan’dan tesettürlü kadınlar için öneriler: 
Bir kadının kendi stilini oluşturabilmesi için önce vücudunu tanıması gerekir. Kendisine yakışanı ve yakışmayanı bildikten sonra alışveriş daha keyifli bir hal alacaktır. Gardıropların olmazsa olmazlarından bahsedelim; siyah blazer ceket, ekru veya beyaz ipek gömlek, düz paça pantolon… Bunlar kadının kurtarıcılarıdır. Ani toplantılar ve hatta davetler esnasında bu temel sayılan parçaları tercih edebilirler. Sezon büyük parçaların sezonu… Oversize paltolar, kabanlar ve elbiseler. Markalar tam da bize çalışmış gibi. Yere kadar uzanan kabanları içerisine giydiğimiz bol gömlekler ve bizi yansıtan takılarla tamamlayabilir, çanta ve şal/eşarp uyumuyla da kombine bütünlük kazandırabiliriz.”

Özel davetlerde:
İpek kumaşlar tercih edilebilir. Aynı zamanda davetin önemine ve yakınlık derecesine göre de kullanılacak kumaş ve aksesuarın cinsi farklılık gösterebilir.

Resmi görüşmelerde:
Kesinlikle sade ve karşı tarafın gözünü yormayacak tercihler yapılmalıdır. Ayakkabı kıyafetin formuna uygun yumurta topuk veya az topuklu olmalı.

Günlük yaşamda
Rahatlık önceliğiniz olsun. Rutin koşturmacanızı aksaklığa uğratmayacak, yumuşak kumaşlı kıyafetler tercih etmeli, ayakkabı da olabildiğince düz ama şık olmalı.