TİYATRONUN KADIN USTASI: NEVRA SEREZLİ

TİYATRONUN KADIN USTASI: NEVRA SEREZLİ

Nevra Serezli’ye tiyatro yaptığı eski dönemleri sorduğumuzda, “Güzel günlerdi!” diye anlatmaya başladı yüzü gülerek. Ardından, “Artık onlar gibi star kalmadı.” diye söz ettiği Adile Naşit’i, Gazanfer Özcan’ı andık. “Şöhret olmak için bir dizide oynamak yeter.” diyen Nevra Serezli’den sevgili eşi Metin Serezli’yi de dinledik.

Eskilere gitsek, mesela Devekuşu Kabare Tiyatrosu günlerine, nasıl anılar kalmış belleğinizde?
Gerçekten şahane bir tiyatro yaşantısıydı. Devekuşu Kabare Tiyatrosu dönemini düşününce aklıma çok güzel günler geliyor. Çok iyi ve başarılı oyuncularla aynı sahneyi paylaştım. Hep de dolu salonlarda oynadım. Elbette az gişe yapan oyunlarım da oldu ama genellikle gişeye gelirken hiç korkup telaş etmezdim. Çünkü oyunlarımız hep tutardı. Çok keyifli günlerdi hakikaten hele müzikaller… Çok eğlenirdik. İsimlere baksanıza; Adile Naşit, Ayşen Gruda, Erol Evgin, Mehmet Ali Erbil, Altan Erbulak daha kimler kimler, saymakla bitmez…

Bu saydığınız isimlerin yerini tutacak ya da önüne geçecek pek kimse de çıkmadı galiba?
Sırayla yavaş yavaş gitti o star dediğimiz isimler. Haliyle de artık eskisi gibi star kalmadı. Geride kalan birkaç kişiyiz. Suna Keskin, ben, Füsun Erbulak… Bizim dönemimizin tiyatro şöhretleri çok önemliydi. Bizim zamanımızda bu kadar çok televizyon kanalı da yoktu. Şimdi öyle mi, bir sürü kanal var. Artık bir dizide oynadın mı şöhret oluyorsun hemen bir tiyatrodan teklif alıyorsun. Bir sezon oynamak yetiyor bir daha da tiyatroya devam etmiyor. Çünkü dizide oynayınca o kadar çok para kazanıyorlar ki dizi tekliflerini de kabul ediyorlar. Gençleri de anlamak,  hak vermek gerekiyor.

Şimdiki komedi oyuncularını beğeniyor musunuz?
Demet Akbağ on numaradır, çok beğenirim. Yasemin Yalçın, Binnur Kaya bunlar çok iyi isimler. Yakın dönemde Büşra Pekin’i de beğeniyorum. Gülse Birsel mesela çok iyi bir yazar. Komediyi çok iyi bildiği için kendi komedisini de bu şekilde çıkarıyor. Eskilerden sayarsak Ayşegül Atik, Perran Kutman, Adile Naşit, Ayşen Gruda, Gazanfer Özcan… Bu isimlerin benzeri yok, çıkmıyor da.

Gençler sizin bilginizden, tecrübenizden faydalanmak istiyor mu?
Çok haksızlık etmeyeyim ama eskiden olduğu gibi bir şey öğrenmeye çalışan da yok. Oyun bitiminde kulise konuşmak için gelen gençler olurdu. Artık çok az öğrenci geliyor. Tiyatro eğitimi alan bir öğrencinin ‘şu rolü nasıl oynuyorsunuz, bu karakteri nasıl yorumladınız?’ diye sorması lazım.

Peki, şimdi o gençlerin yerinde olmak ister miydiniz?
İsterdim. Bizim genç olduğumuz dönemde bu kadar çok dizi, bu kadar çok televizyon projesi yoktu. O dönem kendi çabamızla program yapardık. TRT’te ‘Deneme Televizyonu’ adında hem yazıp hem oynadığımız bir programdı. Hani şimdiki ‘Çok Güzel Hareket Bunlar’ gibiydi. Fiziğimiz gayet düzgündü, eğitimimiz de vardı. Herhalde şimdi genç olsaydım Beren Saat’e gelen dizilerden ben de kısmetimi alırdım. Bizler genç kadın rollerini o zamanlar harcadık.

Peki, biraz da eşiniz Metin Serezli’den bahsetsek…
Her duruma karşı olumlu yaklaşırdı. ‘Her şerde bir hayır’ vardır sözünü eksik etmezdi dilinden. Hasta olduğu dönem bile bir şikâyeti olmadı. Benim destekçim oldu hep. Özlediğim tek şey artık onunla bir şeyleri paylaşamamak. Neyse ki birbirimize söylemediğimiz bir şey kalmamıştı hayatta. Mezarına mümkün olduğunca az gidiyorum, iyi gelmiyor bana. Evde olduğunu hissetmek, düşünmek bana daha çok huzur veriyor.

Eşinizi kaybettiğiniz o ilk günler ayakta kalabilmeyi nasıl başarmıştınız?
İnatla sakinleştirici ilaç bile almadım. Çünkü bu acıyı sonuna kadar yaşamam gerekiyordu. Öyle ki acaba çayıma ilaç koyuyorlar mı diye düşünüp ikram ettikleri çayı bile kontrol ediyordum. O acıyı yaşarsam atlatabileceğimi düşünüyordum. Özlersem fotoğrafına bakıyorum, sesini dinliyorum.

Metin Bey’le aranızda on yaş vardı, bu sorun olur muydu?
Yaş farkı önemli değildi. Tanıştığımızda 34’ündeydi. Çoğu zaman Metin benden daha gençti. On senelik yaş farkını hiç anmadım. Ruhu da, fiziği de öyleydi. Hastalanmasaydı hepimizi sollar, bu sene yine oynardı. Oyunlarda ben yorulurdum, o yorulmazdı. Babam da çok medeni insandı. ‘Baba ben çok aşığım, evleneceğim’ dediğim zaman kabul etti.

Eşinizin yakışıklı olması sizin için önemli miydi?
Esas karşındakinin kalbine ve huyuna hayran olacaksın, görüntüsüne değil. Görsellik gidiyor. Sen de yaşlanıyorsun, o da. Bir süre sonra fiziksel özelliğini siliyorsun. Karakterine, ruhuna hayran değilsen bitti.

TATLI DİLLE HER SORUN ÇÖZÜLÜR
‘Yuvayı diş kuş yapar’ denir ya, sizce bir ilişkide kadın nasıl olmalı?

Kadın öncelikle sevecen olmalı. Eşini sevdiğini, ilgilendiğini, onun için birtakım fedakârlıklar yapabileceğini göstereceksin. Çalışan kadın da olsan, evde de otursan bir erkek kadını, kadın gibi görmek ister. Süslenmekten söz etmiyorum. Tatlı dilini eksik etmeyeceksin, tatlı dille her şeyin üstesinden gelinir. Metin’e ‘hayatım boyunca sana her istediğimi yaptırdım, ruhun duymadı’ derdim. Hakikaten yaptırırdım. Emir vererek değil tabii. Kazık kadar kadın da olsam genç kız edasıyla söylerdim.