TROPİKAL BÜYÜ: SEYŞELLER

Afrika’nın doğu kıyısından bin küsur kilometre uzaklıkta, Seyşeller’in Hint Okyanusu’na dağılmış 115 adasından birinde bir adalının söyledikleri aklımdan hiç çıkmaz: “Evlerimiz, hiçbir zaman palmiye ağaçlarından yüksek inşa edilmez. Biz, gökyüzünü onlara teslim ettik.”

Filmlere, kliplere ve fotoğraf çekimlerine sahne olan bu tropikal takımadalar, cam gibi denizi, mavi ve yeşilin en baştan çıkarıcı tonlarını ve gerçek kaçışı vaad ediyor. Eksiksiz bir Seyşeller deneyimi için, granit kayaların çevrelediği kumsallarda yüzmek, tropikal yağmurların serinlettiği bir sabaha uyanmak, Hint Okyanusu kıyısında yıldızların altında uyumak, kendinize özel kumsallar bulmak, palmiye ormanında gezmek, Kreol kültürünü ve mimarisini tanımak, halkıyla dansetmek gerekiyor.

Bir Robinson Crusoe fantezisi
Birkaç adada, konforlu bir Robinson Crusoe fantezisi yaşamak isteyen, adayı kapatmış resort’lar var. Hindistancevizleriyle karşılanıyorsunuz, tropikal çiçekler boynunuza dolanıyor, her birinin önünde özel kumsalı olan villaların jakuzileri köpükle doldurulup Kamboçya çiçekleriyle süsleniyor, cibinlikli yataklara palmiye yapraklarıyla ‘hoşgeldiniz’ mesajları yazılıyor. Eko- turizmiyle de ün yapmış bu adalarda, doğal ortamlarında kuş gözlemek, dev kaplumbağaları izlemek, cangılda trekking yapmak ve sualtını keşfetmek de mümkün.

Kreol kültürüyle tanışma
Eğer gerçek anlamda pastoral bir ada arıyorsanız, tropikal bitki örtüsü, dağları ve elli küsur kumsalıyla Mahe, Seyşeller’deki ilk durağınız olsun. Dünyanın en küçük başkenti Victoria’nın yer aldığı, granit adalardan biri olan Mahe, 115 adanın en büyüğü ve en gelişmişi. Mahe’nin doğu kıyısından tekneyle 20 dakika mesafede, Saint Anne Milli Parkı’ndaki Moyenne Adası’na yapılan günübirlik turlara, altı cam bir tekneyle ulaşım, muhteşem manzaralı restoranda yemek ve şnorkel malzemesi dahil. Mahe’nin kıyılarındaki mangrov ormanlarından Seyşeller’in en yüksek tepesi Morne Seychellois’a (905 m) birçok farklı habitatı barındıran Morne Seychellois Milli Parkı’nda rehber eşliğinde yapılan yürüyüşlerde adanın bambaşka bir yüzü ortaya çıkıyor. Mahe’nin, diğer adalardan farkı, başkentin merkezindeki yaşam. Örnekleri azalmış olsa da, tipik Kreol mimarisindeki binaları, meyve, balık, sebze ve tropik meyvelerin satıldığı canlı çarşısı (Market Street), tek sineması, kilisesi (Church Street), şirin dükkanları, bir iki kafe ve restoranıyla, adalıların günlük yaşamını gözlemleyebileceğiniz ve onlarla tanışabileceğiniz, sevimli, küçük bir kent.

Granit kayalarla doğa harikası bir plaj
İkonlaşmış ve kartpostallaşmış bir tropikal cennet manzarası varsa, bu büyük ihtimal La Digue Adası’na aittir. Zümrüt yeşili deniz, şeker beyazı kumsallar ve denizin şekillendirdiği dev granit kayalıklar… Dünyaca ünlü Anse Source D’Argent plajında seyretmekten yorulmayacağınız granit kayalıklara, cangıllarla kaplı tepelere karşı yüzebilirsiniz. Ulaşımın bisiklet ve öküz arabasıyla sağlandığı La Digue, geleneksel yaşamı ve mimarisiyle, zamanın durduğu izlenimini veriyor. Bisikletle La Digue’i keşfetmelisiniz. Anse Source D’Argent plajına giden yol üzerinde geleneksel yöntemlerle hindistancevizi yağı elde edilen çiftlik L’Union Estate var. Yine bu bölgede, eskiden bir Arap ailesine ait olan, bir dönem Cumhurbaşkanı’nın kaldığı, Tony Blair’in misafir edildiği ve ‘Goodbye Emanuelle’ filminin çekildiği bir ev, Müslümanlar’la Hıristiyanlar’ın birlikte gömüldüğü bir mezarlık ve büyük kaplumbağalara ayrılmış bir alan var. Adanın en iyi oteli La Digue Island Lodge’un plajı, bahçesi, ücretsiz tekne turları ve dalış merkezi var. Calou Guest House’ta ise kayalıkların arasında bungalovlarda kalabilirsiniz.

Denizde yetişen hindistancevizi
Eğer Mahi’nin dinamikliğiyle La Digue’in sevimli uyuşukluğu arasında bir yer arıyorsanız, Seyşeller’in ikinci büyük adası Praslin’e de vakit ayırmanız gerekiyor demektir. Stilli konaklamalar, denizden yeni çıkmış mahsüllerin servis edildiği restoranlar, heyecan verici cangıllar, akvaryum kıvamında sular, palmiyelerle çevrelenmiş ipeğimsi kumsallar ve telaşın anlamsızlaştığı bir ritim… Adanın haklı ünü, Seyşeller’in ve birçoklarına göre dünyanın en güzel plajlarından biri olan, olağanüstü bir kuma, derin mavilikte bir lagüne ve granit kayalara sahip Anse Lazio’nun yanısıra ülkenin en çok turist çeken ve UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde bulunan Valee de Mai’den geliyor. Praslin’in ‘Palmiyeler Adası’ anlamına gelen orijinal ismi, Praslin Milli Parkı’nın kalbinde yer alan doğal alan Valee De Mai ile daha da anlam kazanıyor. Biri üç saat süren, beş yürüyüş parkurunun bulunduğu bu bakir ve alabildiğine vahşi vadinin en büyük özelliği; Praslin’e özgü olan ve doğal olarak sadece Seyşeller’de yetişen, yaşları 200- 400 yıl arasındaki bu Coco de Mer palmiyelerinden (denizde yetişen hindistancevizi) burada binlercesinin görülebilmesi.

KONAKLAMA
Mahe’deki Le Meridien Fisherman’s Cove ve bir saatlik uçak yolculuğuyla ulaşılan Alphonse Island Resort gerçek bir Seyşeller deneyimi.

ALIŞVERİŞ
Anse Source D’Argent plajında palmiye yapraklarından şapka yapılışını izleyebilir ve satın alabilirsiniz.

LEZZET MOLASI
Praslin Adası’nda deniz mahsülleriyle ünlü Bonbon Plume yada Kreol yemekleri için Café Oganibar ile Tante Mimi’ye uğrayın.