TÜM ZAMANLARIN EN BÜYÜK TENORU: JOSE CARRERAS

Dünyanın en önemli tenorları arasında sayılan José Carreras, Final World Tour kapsamındaki jübile konserini İstanbul’da vererek İstanbullu opera severlere anlamlı bir veda gerçekleştirdi.

Üç Tenor’ün efsanevi ismi José Carreras, Final World Tour kapsamında son defa Türkiye’ye geldi. Piu Entertainment organizasyonuyla gerçekleşen konserde efsanevi tenora, Soprano Simge Büyükedes ve Orkestra Şefi David Giménez eşlik etti. Altı yaşındayken şarkı söylemeye başlayan ve sekiz yaşında konservatuara giren büyük yetenek, 71 yaşında ve son dünya turnesini büyük bir ilgiyle gerçekleştirdi.

Opera ilk ne zaman ilginizi çekti?
Opera, Amerikalı tenor Mario Lanza’nın filmi “The Great Caruso”yi seyrettikten sonra ilgimi çekti.

Opera sanatçısı olmak istediğinizi ilk ne zaman anladınız?
Filmi seyrettikten sonra, kesinlikle ben de tenor olmalıyım diye düşündüm. Bu yüzden de şarkı söylemek için doğduğuma inanıyorum.

Opera eğitiminin en zor yanı sizin için neydi?
Bu sanatı her şeyden çok sevdiğim için eğitim benim için zor değildi. Daha iyi olmak için kendi kendimle çok mücadele ettim. Neyse ki başardım.

Lucresse Borgia operasında Leyla Gencer ile birlikte söylediniz, onunla birlikte sahnede olmak nasıldı?
Size şu kadarını söyleyebilirim ki; çok iyi bir dost ve harika bir şarkıcıydı. Her manada gerçek bir divaydı. Efsanesinin hala sürdürülmesine çok memnunum.

Sahne üzerinde unutulmaz partnerleriniz kimlerdi?

Çok önemli şeflerin yönetiminde en iyi orkestralarda en iyi meslektaşlarımla şarkı söyleme şansım oldu. İlla bir isim zikretmem gerekirse şef Herbert von Karajan bunlardan en etkileyicisiydi. Onun yönettiği bir konserde şarkı söylemek çok farklı idi. Çok özel bir atmosfer, bu dünyaya ait olmayan bir tecrübe. O bir dahi idi.

Plácido Domingo ve Luciano Pavarotti ile kurduğunuz Üç Tenor (The Three Tenors)    grubunuz tüm dünyada çok ses getirdi, sizce bu grubun bu kadar başarılı olmasının sırrı neydi?

Üç tenor projesinden bahsedersek elbette ki çok büyük bir sahne ortağıydı. Bu kesinlikle kariyerimin en önemli kesitlerinden biriydi ve harika zamanlardı. Tabii ki çok zorlayıcıydı ancak birlikte çok iyi zaman geçirdik. Bence bu projenin başarılı olmasındaki en büyük etken seslerimizin birbirine çok uymasıydı, üçümüz çok farklı karakterlerde olsak da… Bu proje için bir araya gelmeden önce üçümüzün de saygı duyulan bir kariyeri vardı.

Başarılı geçen bir konser sonrası nasıl hissedersiniz?
Mutlu her zamanki gibi ve sahne öncesi hala heyecanlı ve gergin oluyorum.

Bir opera şarkıcısı olarak kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Her cümleye bir mana katmaya çalışan bir şarkıcıyım. Bu yüzden duygulu ve tutkulu müziği seviyorum.

Söylemeyi en çok sevdiğiniz opera eserleri hangileri?
Buna cevap vermek çok zor ama vermem gerekirse “La Bohème” ve “Carmen”. Son olarak St. Petersbourg ve geçen sene Viyana’da sergilediğim “El Juez” adlı yeni opera diyebilirim.

İstanbul’daki konserinizde hayranlarınız neler dinlediler?
Türkiye’de son dünya turumuz için düzenlediğimiz yeni programımız “A life in Music”i ilk defa Türk izleyicisinin beğenisine sunduk. Bu programda opera, operetta ve ilk kez sahnelenecek olan Üç Tenor projesindeki gibi klasik eserler yer aldı.

Daha önce de Türkiye’ye geldiniz, Türkiye ile ilgili izlenimleriniz neler?
Çok iyi anılarım var ve çok şanslıyım ki sadece İstanbul’da değil, Türkiye’de başka birçok harika yerde ve açık hava konserlerinde sahne alabildim. Dinleyici çok sıcakkanlı, ilgili ve harika bir müzik bilgisi var.

Öğrenciyken hayranlık duyduğunuz opera sanatçısı kimdi?
Bu çok net, büyük İtalyan tenor Giuseppe di Stefano’ya çok hayrandım.

Bugünlerde dinlediğiniz opera sanatçısı var mı?
Gerçekten yeni jenerasyonda Anna Netrebko, Jonas Kaufmann, Juan Diego Florez gibi harika şarkıcılar var isim vermem gerekirse.

Başarılı bir opera sanatçısı olmanın kuralları neler?
Bu benim için çok net, kabiliyet haricinde ciddi bir disiplinle çalışma.

Sahne üzerinde unutamadığınız bir anınızı anlatır mısınız?
Milano’da La Scala’daki ilk performansımda, harika karşılanmıştım, Viyana’daki Karajan yönetimindeki La Boheme performansım 45 dakika ayakta alkışlanmıştı. Önemli sağlık sorunlarımdan sonraki ilk geri dönüş konserim ve 3 tenor konserleri benim için unutulmaz anılarım…

Sağlık sorunlarınızı yendiniz, hayatınızın bu en zor deneyiminde müzik size yardımcı oldu mu?
Kesinlikle müziğin iyileştirici bir efekti var ve zorlu zamanları aşmaya yardımcı olabilir. Mesela ben hastanede lösemi tedavisi görürken bana güç veren tek bir parça vardı, o da Rachmaninov’un piyano konçertosuydu.