TUNA NEHRİ’NE SIĞINAN KENT: BUDAPEŞTE

Budapeşte, çarpıcı mimarisi, müzeleri, çarşıları, galerileri, ziyaretçileri şaşırtan manzara ve mekanlarıyla dinamik ve lirik bir destinasyon…

Orta Avrupa’nın şiirselliğini kendine özgü bir edayla taşıyan Budapeşte, bunu büyük ölçüde ilham kaynağı Tuna Nehri’ne borçlu. Nehrin ayırdığı, farklı karakterli iki yakası Buda ve Peşte, Macaristan’ın başkentini merakla gezen gözlere keyif verecek sayısız keşifle dolu. Her geçen gün, komünist dönem imajını geride bırakarak, Avrupa kimliğine daha fazla bürünen Budapeşte, çarpıcı mimarisi, müzeleri, çarşıları, galerileri, ziyaretçileri şaşırtan manzara ve mekanlarıyla, yerelliği de yüceltmeye devam eden, dinamik ve lirik bir destinasyon.

İlham kaynağı Tuna
Budapeşte’yi keşfetmek için Tuna Nehri üzerinde bir gemi turu kentin kaçırılmaz aktivitesidir. Bu gezide Tuna Nehri’nin iki yakasını birbirine bağlayan köprüleri de görme imkanı olur. Macaristan bir zamanlar Roma İmparatorluğu’nun parçasıydı. İmparatorluk yıkıldıktan sonra kendi krallığını kurdu. Daha sonra da Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun bir parçası haline geldi. Reform döneminde (1825-1848) Macar Ulusal Müzesi ve Tuna Nehri’nin iki kıyısını birleştiren ilk kalıcı bağlantı olan Zincir Köprüsü gibi yapılar inşa edildi. Budapeşte’nin en güzel köprülerinden biri olan Zincir Köprüsü (Széchenyi lanchid), özellikle gece aydınlatmasıyla etkileyicidir.

Manzaralar kenti
Budapeşte’nin ve Tuna Nehri’nin en güzel panoramik görüntüleri Gellért Tepesi’nden görünür. Bu noktadan adeta kentin haritasına bakıyor gibi hissedebilir, kentin coğrafi yapısını, tepelerin hakim olduğu Buda ile daha düz Peşte kısmının farkını daha iyi anlayabilirsiniz. Ayrıca burada Aziz Gellért Anıtı, Kale, Özgürlük Anıtı ve kilise olarak kullanılan bazı mağaralar bulunuyor.

691 oda
Tuna Nehri kıyısındaki, 1902’de tamamlanmış Parlamento, 691 şatafatlı odasıyla, dünyanın üçüncü büyük parlamento binası. Yapımı yaklaşık 20 yıl süren binanın ancak bazı bölümlerini görmek mümkün. Kuzey kanadının rehberli turlarında Altın Merdiven, en önemli ulusal ikon olan Aziz Stephen’in tacının sergilendiği Kubbeli Salon, Büyük Merdiven ve Ağırlama Salonu’nu görebilirsiniz. Neo-romanesk, gotik ve neo-barok tarzların hepsini uyumla taşıyan eklektik yapıdaki binayı, hem gün ışığında hem de gece görmeli.

Modası geçmeyen değerler
Buda’nın en eski bölgesi Óbuda, eskiye ait kaybolmuş değerleri hala taşıyan bir kasaba. Dar sokaklarda, kaydadeğer müzeler ve geleneksel küçük restoranlar var. Ayrıca kuzeye doğru eski Roma yerleşimi Aquincum’a ait harabeler de bulunuyor. Buda Tepeleri yürüyüş için şahane manzaralara sahip. Maceraperestler mağaraları da keşfedebilirler.

Dünya mirası cadde
Yaklaşık 2,5 km uzunluğundaki Andrássy út, kentin en meşhur caddesi. 2002’de UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan, iki yanında ağaçların sıralandığı, birçok ünlü markanın mağazaları, kafe ve restoranlarla mimarisi göz dolduran bu cazibeli caddenin keyfini çıkartmak için Macar Devlet Operası’ndan parka doğru yürümeli. Yol boyunca, müthiş Yeni Tiyatro’yu, iştahınızı kabartacak tipik Macar restoranı Művész Kávéház’ı, 1940’ta Naziler tarafından baş karargah olarak kullanılan ve bugün artık tüylerinizi ürpertecek bir müzeye dönüştürülen Korku Evi’ni, yolun yarısında güzel bir meydan olan Kodály körönd’ü atlamayın. Cadde, Kahramanlar Meydanı (Hősök tere) ile Kent Parkı’nda (Városliget) son bulur.

Yarım asırlık inşaat
1905 yılında tamamlanan kentin neo-klasik kilisesi Aziz Stephen Bazilika’sının (Istvan Katedral) içi karanlık olsa da kubbeye çıkınca harika bir manzara sizi bekliyor. İnşaatı yarım asır süren kilisenin en önemli özelliği, Aziz Stephen’in mumyalanmış sağ elinin burada bulunması. Bosna’da bir manastırda bulunan el, 1771’de Habsburg İmparatoriçesi Maria Theresa tarafından Macaristan’a verilmişti. Eli daha iyi görebilmek için, deliğe para atın, ışık yanacaktır.

Hamamlar kenti
16. ve 17. yüzyıllara dayanan geleneksel bir hamam keyfine ne dersiniz? Budapeşte, yaklaşık 1300 kaplıcası ve termal sularının zenginliğiyle Avrupa’daki en önemli kaplıca kültürlerinden birine sahip olup şifa turizmi açısından dünyanın sayılı kentlerindendir. Roma, Yunan ve Türk mimarisine sahip birçok kaplıca ve hamamın bulunduğu kent, ‘Hamamlar Kenti’ olarak da anılıyor. Kiraly, Rudas, Veli Bej gibi mimarisi korunmuş, Osmanlı dönemine ait birçok hamamın yanısıra kentin popüler hamamlarından biri, Rudas. 1566’ya ait bu Osmanlı dönemi hamamı, sekizgen havuzu, renkli camlı kubbesi ve görkemli sütunlarıyla, Budapeşte’nin en önemli hamamı. Tedavi edici birçok reçeteye sahip Rudas’ın sağlık merkezi, masaj meraklıları ve çeşitli tedavi arayışında olanlar için kaydadeğer.

Tarihin panoraması
Macaristan’ın komünist dönemine ışık tutan etkileyici bir açık hava müzesi… Merkeze 10 km mesafedeki Memento Park, 1945-1989 döneminin bir panoramasını sunuyor. Lenin, Marx, Engels, Dimitrov, Kaptan Ostapenko, Béla Kun ve komünist dönemin diğer ‘kahraman’larınınkilerle birlikte kırkın üzerinde heykel, büst ve yazılı taş bu parkta sergileniyor.

Görkemli geçmiş
13. yüzyılın ortalarında, IV. Bela, kraliyet konutunun bugün bulunduğu noktada, bir konut yaptırmış, sonradan gelen krallar da ilaveler yapmışlardı. 1686’daki savaşta saray yıkılmış, Habsburglar burayı tekrar inşa etmelerine rağmen, burada az zaman geçirmişlerdi. Bugün Kraliyet Sarayı’nda Ulusal Galeri, Kale Müzesi ve Milli Széchenyi Kütüphanesi bulunuyor.

Yaşam Ağacı
New York’takinin dışında, dünyanın en büyük Yahudi ibadet yeri, Budapeşte’deki Büyük Sinagog. 1859’da inşa edilen ibadet yerinin içindeki Yahudi Müzesi ve Arişivi’nde, hem dini hem de günlük hayata ait objeler sergileniyor. Sinagogun kuzey kısmında, Naziler tarafından öldürülenlerin mezarlarının üzerindeki Holokost Yaşam Ağacı Anıtı oldukça etkileyici.