TÜRK HALK MÜZİĞİ’NİN EMEKÇİSİ: SÜMER EZGÜ

Sümer Ezgü her ne kadar bu sıralar ekranlarda gözükmese de; hayranları kendisini unutmuş değil. Türk Halk Müziği’ne son yıllarda katkı veren en önemli isimlerden biri olan Ezgü, şimdilerde senfonik orkestralarla, Anadolu’nun etnik müzik enstrümanlarını bir araya getirmeyi hedefleyen önemli bir proje üzerinde çalışıyor. Ezgü yoğun çalışmaları arasında Raillife okurlarına vakit ayırarak, sorularımızı yanıtladı.

“Sümer Ezgü ve Süper Çocuklar” ve “Electro Türkü House” ve son olarak da “Hakiki Angara Havaları” adı ile bir yıl içinde 3 albüm çıkardınız. Oldukça verimli olmanıza rağmen, sizi ekranlarda çok göremiyoruz. Sebeplerini paylaşır mısınız?
Aslında ekrana çıkıyorum ama o kadar çok televizyon var ki denk gelmek biraz zor. Ulusal kanallar, haber sonrası dizilerle kapatılmış durumda. Gündüz kadın programlarında soğan doğrayan aşçıbaşımıza ‘sıradaki türkü’ tadında fon müziği olmaya mı, ya da evlendirme programlarına mı katılsamne dersiniz? (Gülüyor.) Yani televizyonlarda müzik programları yok. Ancak uygun tematik kanallara çıkıyorum ve denk geldikçe de seyircimizle buluşuyoruz. Ama üretmek ve halkımızla paylaşmak yeni dinamikler yaratma yolunda durmak yok. Biz kısa mesafeci değil, maratoncuyuz!

Yaşamınızda değişiklik yapıp, Antalya’ya yerleşme konusundaki kararınız nasıl gelişti?

İstanbul çok kalabalık ve yaşanmaz hale geldi. Trafik ömür tüketiyor. Ayakta kalma
mücadelesi, yaşam kalitesi kadar üretimde verimi de etkiliyor. Motoru yokuşta bağırtmaktansa düz yolda sürmek daha mantıklı. Doğup büyüdüğüm Akdeniz’e Torosların eteklerine göçtük. Yaşam kalitemiz birden arttı, kendimize daha çok zaman ayırdığımız gibi iş verimi de arttı. Müzik tarihinde örneği pek olmayan biçimde bir yılda üç albüm yaptım. Artık yaşam mobil… İlla İstanbul’da yerleşik yaşamak gerekmiyor. Ulaşım rahat konserlerime ve her yere buradan gidiyorum.

Bu albümlerden bahsedelim mi?
İlk olarak anaokulu ve ilkokul çağındaki çocuklarımız için “Sümer Ezgü ve Süper Çocuklar” adında albümü piyasaya çıkardık. Oğlum Ozan ve arkadaşlarıyla Milli Eğitim Bakanlığı’nın da tavsiye ettiği albümde; Tin Tin Tinimini Hanım, Kalenin Bedenleri, Leblebi Koydum Tasa, Horozumu Kaçırdılar gibi ve esprili tekerlemeli türküleri düetler, rock altyapı ve sipsi, zurna, bağlama, cura gibi öz çalgılarımızla çocuklara sunduk.

Bir de türkü remix albüm yaptınız!
Evet, hemen ardından sevgili Hakan Kara’nın aranjmanlarıyla bir türkü remix albümü yaptım. Turistler, kulüpler, oteller, eğlence yerleri ile türkülere uzak olan gençler ve geleneksel ve modern birleşimi fon müzik ihtiyacı olan mekânlar için “Electro Türkü House” isimli albüm çıkardım. Martin Garrix, David Guetta gibi Dünya Elektronik Müzisyenlerinin soundu ile türküleri birleştirdik.

Hakiki Angara Havaları ismi ile yaptığınız 3. albüm çok değerli. Karşılığını bulduğunu söyleyebilir misiniz?
Doğru bir iş olduğu için evet; karşılığı daima olacak ve gelip geçici olmayıp dinlenecek. Cebimin parayla dolup dolmadığını kastetmiyorsunuz sanırım. Albüm satışları sadece meraklısına artık… Ama biz dijital alana da yükledik. Argo sözlerin, pornografik bestelerin değil; Atatürk’ü kurtuluş döneminde Dikmen sırtlarında karşılayan Seymenlerin, Ankara halkının “Hakiki Angara Havaları”nı okuduk. Hüdayda klibini Ankara’da çektik. İstanbul’dan 25 kişilik ekiple Ankara’nın göbeği Hamamönü’nde klip yüksek maliyet. Ama Ankara Klübü Seymenleri ve halkımız klipte yer alarak büyük destek ve moral verdi. Bu çalışmalar kültürüne inanmış sponsorların destekleriyle daha güç bulacaktır. Tebessüm ve mutlulukla takip de güzeldir ama ülkemizin kültürü, maddi destek ister. Biz iyi olduğuna inandığımızı; çocukları ve gençleri de düşünerek, üretip hep geleceğe sunacağız.

Dünyada ve Türkiye’de yerel müziklerin icrasının azaldığını, her tarzın popüler kültüre boyun eğdiğini düşünüyor musunuz? Halk müziğimizin durumu nedir?
Yerel müzikler tıpkı tarhana çorbası, kuru fasulye, Ankara döneri, Arabaşı, Ankara tava, testi kebabı gibi halkın içinde yaşıyor. Vitrinde yeterince yoksa demek ki kendi parasal gücünden ve sektörel organizasyonundan yoksun. Ancak herşeye rağmen günümüzde yerel müziklerin değeri daha iyi anlaşıldı diyebiliriz. Çünkü özgün ve halkın kendisi… İnternette çok ciddi tıklanıyor. Genç müzisyenler iyi kayıtlar yapmalı ve mutlaka sanal âlemde ve vitrinde yer almalıdır.

Gençlerin ilgisi var mı Türk müziklerine? Özellikle bu alanda yetişen gençlerin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Kendilerine güvenip bir araya gelsinler kendi gruplarını kursunlar. Onlara pompalanan tek yanlı müziklerin dışında her şeye hâkim olsunlar. Müzik bilgilerini kısır değil zengin donatsınlar. Bu arada türküleri iyi etüt ederlerse daha doğru olur. Orijinal yorumları dinleyip, o türkünün neden yakıldığını kavrayınca yorumları da güçlü olacaktır. Türkülerin yeniden, farklı formlarla yorumlanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Sınır ne olmalı yeniden yorumlamada? Özü, sözü bozmadıkça farklı yorumlar iyidir. Yakıştırabiliyorsanız sorun yok. Ama farklı formda okuduğunuz türkünün halkın benimsediği anonim bir müzik eseri olduğunu, ‘yenilik yapıyorum’ diye melodik ve sözsel öğelerinin kuşa çevrilmemesi gerektiğini unutmamak
lazım.

Müzik yarışmaları tüm dünyada çok popüler, zaman zaman yerel müzikleri icra eden başarılı sesler de çıkıyor. Bu gençlere tavsiyeleriniz var mıdır?
Bu yarışmalara katılan çok iyi sesli arkadaşlar tanınır hale geliyor ve bir tehlike başlıyor. Tanınırlığı karşılayacak üretim yapamazlar ve ihtiyaçlarını karşılayacak maddi getirileri olamazsa bunalıma düşüyorlar.

Yeni bir çalışmanız var mı?
Şimdi çok güzel bir proje üzerinde çalışıyorum! Senfonik orkestralarla bizim etnik sazlarımızı bağlamamız, zurnamız, sipsimiz, kabak kemanemizi, curamızı hatta köylü çalgıcıları bir araya getiriyorum. Danslar da olacak ve gerek yurtiçi, gerek yurtdışı sahnelerini hedefleyen bir çalışma içindeyim. Bunun canlı sahne kaydının DVD ve CD’sini de çıkaracağım.