Türk Müziğini Dünyaya Tanıtıyor: Cihat Aşkın

Türk Müziğini Dünyaya Tanıtıyor: Cihat Aşkın

Küçük yaşta başladığı keman eğitiminde ne kadar yetenekli olduğunu kısa sürede kanıtladı. Keman hocası Profesör Ayhan Turan’ın idealist yönünü benimseyerek kariyerinde yükselirken gelecek kuşaklara Türk müziğini miras bırakmayı ilke edindi.

Türk müzik eserlerinin kayıt altına alınmasında ve dünyaya duyurulmasında öncülük etti. Bugün hala hocalık görevini İstanbul Teknik Üniversitesi’nde sürdüren Cihat Aşkın dünyanın pek çok şehrine ustalık sınıflarında ders vermeye gidiyor. Müziğe katkılarını keşfetmek ve daha yakından tanımak için keman sanatçısı Cihat Aşkın ile bir araya gelerek müziğin ondaki yansımasını konuştuk.

Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları oluşumundan söz eder misiniz?

Yaşamım boyunca öğrendiklerimi genç nesle aktarmayı istedim, bu aktarımın önemine inanıyorum. Eğer bildiklerimizi aktarmazsak, bilgiler bizimle birlikte yok olur. Kültürün, sanatın yaşaması ve insanlığın ilerlemesi için bizim gibi insanların bilgilerini geleceğe aktarması çok önemli. Bilgiyi aktarmanın en güzel yolunun çocuklara eğitim vermek olduğunu düşündüm.

Neden özellikle çocuklar?

İnsanlar hayatın genel yoğunluğundan pek çok şeyi unutabilirler ama çocuklar hiç bir zaman unutmazlar. Çocuklar fikirlerin geleceğe güvenle aktarılacağının kanıtıdır. Çocuklar saftır. Büyüdükçe kirleniyoruz biliyorsunuz, çocukların hem algıları çok açık hem de saflar. Onlara iyi bir eğitim verdiğiniz sürece iyi nesiller yetişecektir. Kültür ve sanat çocuklar ve gençler ile korunarak ileriye taşınacaktır.

CAKA (Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları) nasıl kuruldu?

96 yılında döndüm, o tarihte yavaş yavaş sanat akımları Türkiye’de de dünyaya paralel olarak gelişmeye başlamıştı. Kendi bulunduğum İstanbul Teknik Üniversitesi Konservatuvarında bu projeyi başlatmak istedim, hocalar ile bu fikrimi paylaştım. Onlar bu eğitimin ciddi bir eğitim olmadığını ve bir kurs olduğunu düşünerek desteklemek istemediler. Beklediğim teklif 2001 yılında geldi. Bursa Uludağ Devlet Konservatuvarı müzik bölümü başkanı Profesör Koray Çalgan ve okul müdürü Ali Göğüş beni keman eğitiminin başına geçmem için davet ettiler. Ben de onlara bir şart sundum. CAKA projesini hayata geçirmek istediğimi söyledim, onlar da kabul ettiler. Bursa’da çalışmalara başladık ve projemiz büyük başarı kazandı. Proje çevre illere yayılarak bir ateş oldu ve o ateşi başkaları da gördü. Türkiye’de CAKA’nın büyük bir önderlik yaptığını düşünüyorum.

Daha sonra CAKA nasıl büyüdü?

11 yıl önce hafta sonları CAKA’da eğitim verecek öğrencileri yetiştirdim. 10 idealist arkadaşla, onların fedakarlıkları ile yol aldık. Bu öğretmenler daha sonra kendi şehirlerine giderek CAKA projelerini gerçekleştirdiler. 2001 yılından beri yaptığımız çalışmalar ile çok fazla gence ulaştık. Bunların aralarında şu anda müziğe devam etmeyenler olsa da müziği profesyonel olarak da sürdüren pek çok isim var. Aralarında yurt dışında solist olan, yurt dışında doktora yapanlar da var. Bugün önemli okullarda hoca olarak çalışanlar da var. Profesyonel olarak müziğe devam etmeyenler ise sanatsal estetik eğitimleri ile hayata bakmaya devam ediyor. CAKA’nın amacı da insanlara faydalı, sanat estetiğine sahip kişiler yetiştirmek.

Şimdi neler yapıyorsunuz?

CAKA için bir okul açarak, online sistemde eğitim vermek istiyoruz. Bir kaç aylık sürede bunu gerçekleştirmeyi umuyoruz.

Çocuklar bir sınava giriyorlar mı?

Hayır, ben sınava karşıyım. Sınav yaptığınızda insanları belli bir kategoriye sokuyorsunuz, yetenekli ya da yeteneksiz diye. Ben her insanın yetenekli olduğuna inanıyorum. Burada algının ne kadar gelişmiş olduğu ile bir durum var. Anne baba eğitiminden başlayan bir süreç bu. Çocuğun algısı bebeklikten itibaren açılırsa o çocuk her şeyi yapabilir. Herkesin ilerleme hızı da ayrı olduğu için sınav sistemine inanmıyorum. Bir insanın kendini iade edebilmesi ve kültürel aidiyetini ortaya koyabilmesi benim için başarıdır. Müziğin amacı bir insanın kendini ortaya koymasıdır, yarış atı gibi hazırlanması demek değildir. Bir öğrencimiz müziği ile kendi kültürel kimliğini bir başkasına aktarabiliyorsa bizim için CAKA başarılı olmuştur. Öğrencilerimizin seviyelerini zaman zaman ölçüyoruz.

Öğrencileriniz kaç yaşında başlıyor?

Ankara’da 2.5 yaşında başlayan arkadaşımız da var, 16’dan 25 yaşına kadar gençlerde. Küçük arkadaşlar diyoruz ama biz bir sınır koymuyoruz, isteyen herkes gelebilir.

Türk müziğine çok önemli katkılarda bulundunuz, Türk müziğinin dünyada dinlenmesi için kayıtlar yaptınız, bu değerli çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden önce Türk Müziği Devlet Konservatuvarına girdim. Bu üniversite yapısı itibari ile hem halk müziğini hem Türk sanat müziğini hem de klasik batı müziğini öğreten bir kurumdu. Biz bu çeşitli müzik dallarını öğrendiğimiz için çok şanslıydık. Keman öğrenirken dünya repertuvarının yanı sıra kendi müziğimizi de öğrendim. Kendi müziğimizi dünyaya nasıl tanıtabiliriz diye düşünmeye başladım. İngiltere’de eğitimime devam ederken düşüncelerim iyice gelişti ve dünyanın kullandığı standartları kullanarak müziğimizi dünya pazarına sunmamız gerektiğine karar verdim. Kendi verdiğim konserlerde her zaman Türk müziğine yer verdim. Türk müziğinde en büyük sorun sanatçılarımızın kendi müzik dillerini konuşurken dünya müzik dilini konuşmamalarıydı. Bu açıdan bir boşluğu doldurduğumu düşünüyorum. Bu iki dili de konuştum.

Konserlerinizde nasıl bir yol izlediniz?

Batı klasik eserleri kadar Türk müziği eserlerine de konserlerimde yer verdim ve çok büyük kazanımlar elde ettim. İngiltere’den döndüğümde Minyatürler albümünü çıkardım. O güne kadar Unkapanı’nda klasik müzik albümü çıkmamıştı. Unkapanı bizim müzik piyasamızsa biz de bu piyasada kendi müziğimizi satabilirsek o zaman bir gerçekliği hayata geçirmiş olacaktık. Bu 20 yıl önceydi benden sonra pek çok klasik müzik albümü yapıldı.

Eğitmen olarak da sayısız katkınız var, bahseder misiniz?

Kendi konservatuvarımda yaptığım çalışmalar sayesinde Kamuran İnce ile İTÜ Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’ni kurduk. Türkiye’de müzikte doktora ve yabancı dilde eğitimi başlattık. Gençlerimizin yurt dışına beyin göçünü önlemek amacı ile yurt dışından hocalar getirdik. 2008-2012 yılları arasında Türk Müziği Devlet Konservatuvarının müdürü oldum. Türk müziğinin gelişmesi için pek çok çalışma yaptık. Yeni Türk Müziği hareketini başlatarak, yeni anlamda yazılmış eserleri ya da eski eserlerin yeni yorumlarını çeşitli konserlerde dinleyici ile buluşturduk. Bu artık güncel olarak da insanların orkestralarda Türk enstrümanlarına yer vermelerini sağladı. Bu yaptığım öncülükler bana mutluluk veriyor.

Yakın tarihli konserleriniz hangileri? Mayıs ayında da 40. yılınızı da konserlerle taçlandırıyorsunuz.

40 yıl önce keman çalmaya başladım. Bir buçuk aylık kemancıyken ilk konserimi verdim. 3 Mayıs’ta Toscana’da bir konserim olacak. 26 Mayıs’ta Das Das’da Türk Valsleri konserimiz olacak ve bu konser serisi sonbaharda devam edecek. TRT İstanbul Radyosu’nun klasik müzik etkinliklerini ben hazırlıyorum, aylık stüdyo konserlerimiz oluyor.