TÜRKİYE’NİN EN GÜZEL KIŞ MANZARALARI

Komutan, karlı bir günde yolculuk yapan askerine nerede olduğunu sorar. Asker, “Çıldır Ovası’nda gidiyorum, komutanım!” diye cevap verir. Komutan hemen durumu anlamıştır; “Oğlum Çıldır’ın ovası yok, sen donmuş Çıldır Gölü üzerinde olmayasın!” Kar kış böyledir, insanı şaşkına çevirir. Sınırlar kar beyazıyla silinir. Coğrafyaların beyaza bürünmesi başlı başına bir rüyadır.

Adeta İsviçre alpleri: Şavşat
Doğu Karadeniz’in doğası yer yer İsviçre Alpleri’nkinden daha görkemli manzaralarla çıkar karşınıza. Artvin’e 70 km mesafedeki Şavşat, insan elinin değmediği bir doğa. Yol üzerinde, yaşamın asırlık ahşap evlerde sürdüğü Ciritdüzü köyü, Meşeliköy ve Veliköy’den geçilir. Yolda vaşak, domuz, kurt, tilki, tavşan belki de ayı görebilirsiniz. 10. yüzyıla ait Gürcü kilisesi Tbeti, Cevizli (Tbeti) köyünün güzel ahşap evlerinin hemen yanında. Şavşat’a 27 km mesafedeki Karagöl’ün yolu kış koşullarında yaklaşık 45 dakika sürüyor ve olağanüstü yağışlar dışında genellikle ulaşıma açık. Karagöl- Sahara Milli Parkı sınırları içinde yer alan göl içindeki japon ve sazan balıklarıyla, adeta doğal bir akvaryum. Karlıyken ya da donmuşken, müthiş bir sessizliğe gömülüyor. Göl etrafında yürüyüşler yapabilir, geceleri özellikle dolunayda bu keskin sessizliği dinleyebilir, sabah kuş sesleriyle uyanıp göle su içmeye inmiş yaban hayatı gözlemleyebilirsiniz.

Konaklama
Karagöl kıyısında, Şavşatlı, canayakın bir aile tarafından yıl boyunca açık tutulan, göl ve orman manzaralı beş odalı Tuğra Pansiyon (0466 531 21 37) var. Çadır ya da karavan konaklaması da mümkün. Burada misafirlere kızak sağlanıyor ya da kayağı olanlara kayabilecekleri uygun yükseltilere götürüyor.

Lezzet molası
Donmuş Karagöl üzerinde mangal yapın, pansiyonun şömineli restoranının spesiyaliteleri kuzu göbeği mantarı, alabalık ve Şavşat’a özgü peynir eritmeyi tadın.

Biliyor muydunuz?
1960’lı yıllarda Şavşat’ta öğretmenlik yapan yazar Fakir Baykurt’un efkarlandığında çıktığı ve anısına kitap yazdığı Efkar Tepesi, Karagöl yakınında.

Kapadokya bölgesinin Paris’i: Talas
Kayseri’ye 8 km mesafedeki Talas, yazın yemyeşilken kışın tarihi konakları, taş evleri, dar sokakları, meydanları, çeşmeleri, taş binaları ve kiliseleriyle beyazlara gömülüyor. Kapadokya bölgesinin Paris’i olarak anılan Talas, ‘temiz ve güzel kırlar’ anlamına geliyor. Talas’ta Türk, Ermeni ve Rum halkı bir zamanlar damdan dama geçerek birbirini ziyaret edermiş. Burası yazın göç edilen, bir bağ sayfiye yerleşimiydi. Kışın Kayseri koyu bir dumanla kaplıyken Talas’ta hava tertemiz olabiliyor. Tarihi bir Osmanlı sokağını yansıtan Ali Saip Paşa Caddesi’ni ve buradaki muhteşem konakları, çeşmeleri, Tol kiliseyi, su kuyularını ve yeraltı şehrini görün. Harman Meydanı’ndan aşağı ve yukarı Talas’ı birbirine bağlayan yamacın ortasında, daha önce Rum kilisesi olarak yapılan ve bugün Kayseri’nin Ayasofya’sı olarak bilinen görkemli silueti ile Yaman Dede Camii’ni gezin, hemen altındaki Kemeraltı Kafe’de bir kahve molası verin.

Lezzet molası
Kayaya oyulmuş Talas Kayadibi Restaurant’da (www.talaskayadibi.com), hamur kayanın içinde yoğruluyor, tatlı taş fırında pişiyor, mantarlı kuzu etinden yapılan Kayseri tavası ve pidesi meşhur.

Trekking
Talas’ın ilk yerleşim yeri olan Derevenk Vadisi trekking için uygun.

Macera
Karda bile heyecan arayanlar, Dünya Yamaç Paraşütü Şampiyonaları’nın yapıldığı, 1800 m yüksekliğindeki Ali Dağı’nın zirvesinden yamaç paraşütü ve yelken kanat ile Talas ve Kayseri’nin kış manzarası üzerinde gezinebilirler.

Doğu’da bir efsane: İshakpaşa
İshakpaşa Sarayı, bir Doğu masalıdır. Bir serap gibi karşınıza çıkar. Bölgenin tüm zorluklarına rağmen, hangi mevsimde olursa olsun modası geçmeyen bir klasiktir. Sarp kayalıkların üzerinde, günbatımında da, kar altında da bir efsanedir. Doğubeyazıt merkeze 7 km mesafedeki saray, Osmanlı’nın Doğu’daki ağırlığının ve gücünün altını çiziyor. Doğu’ya açılan işlek bir yol üzerinde bulunan, Topkapı’dan sonraki bu ikinci büyük saray, zamanında birçok devlet misafirini ağırlamış. Osmanlı- İran- Selçuk mimarisi sentezi divan, cami, mutfak, fırın, ahır ve hamam bölümleri bulunan saray, sadece mimari açıdan değil bir mühendislik harikası olarak da görmeye değer.

Macera
Mart- Nisan- Mayıs aylarında, 4- 6 günlük kamplı ekspedisyonlarla Ağrı Dağı’na kış tırmanışı yapmak mümkün. Deneyimli olmak gerekmiyor. Kayak, snowboard ve kış tırmanışı turları organize eden tek turizm acentesi, deneyimli Mefser Turizm (0472 312 67 72).

Oradayken
Doğubeyazıt yakınlarındayken, Nuh’un Gemisi’nin bulunduğu söylenen araziyi, güneşin Büyük Ağrı ile Küçük Ağrı arasından doğuşunu, görkemli Muradiye Şelalesi’ni görün.

Lezzet molası
Doğubeyazıt’ta abdigör köfte, çiriş çorbası ve tava kebap gibi yerel yemekleri tadın.

Kar altında kızıl vadi: Erzurum
Doğu, Karadeniz’e yaslandığı andan itibaren, özellikle kar altında, farklı bir yolculuk başlıyor demektir. Erzurum’dan Artvin’e uzanan yol, sapmadan edemeyeceğiniz duraklarıyla yol yapmayı sevenler için harika bir güzergah. Erzurum’a geri dönecekseniz, dönüş yolunda Tortum’a gelmeden, soldaki Narman sapağına girin. Sapaktan 38 km sonra, Pasinler- Erzurum istikametini alın. Sağınızda kızıl bir kanyon, vadide de peri bacalarına benzer oluşumlar belirecek. Sağa kıvrılan stabilize bir yol, kanyon boyunca devam eder ve Yoldere köyünde son bulur. Yürüyerek, boyunuzu kat kat aşan bu doğal oluşumların içine dalın, tam günbatmadan önce vadi daha da kızıllaşacak ve size Vahşi Batı’yla ilk kez ayak bastığınız bir gezegen arasında bir yerde olduğunuz hissini verecek. Narman Kanyonu, Kırmızı Peribacaları olarak da biliniyor.

Lezzet molası
Erzurum yolu üzerinde, Tortum cağ kebabını deneyin.

Alışveriş
Erzurum’un köylerinde kadınların örtündüğü geleneksel ehramların iyileri, saf koyun yününden dokunuyor.

İç Anadolu’da bir krater gölü: Meke
Coğrafi şekilleri, obrukları, erozyon sahası ve gölleriyle İç Anadolu’nun sıradışı görüntülerine sahip Karapınar, kar altında hayal edilmesi zor bir coğrafya. Konya’ya 98 km mesafedeki Karapınar’ın çok özel bir jeolojik yapısı var. Civarda obruk denen göçükler ve krater gölleri bulunuyor. İlçe merkezine 7 km mesafedeki Meke Krater Gölü, özellikle fotoğraf ve kamp tutkunları için çarpıcı bir görüntü. Tesis yok, elektrik direği yok, asfalt yok. Yerler volkanik yapıdan dolayı simsiyah. Yaklaşık dört milyon yıl önce, bu volkanik kraterde ardarda iki kez patlama olmuş. Önce krater ağzında bir göl oluşmuş, yaklaşık 9 bin yıl önce olan ikinci patlamada da göl ortasında bir adacık belirmiş. Çevresini 5 km boyunca dolaşabiliyorsunuz. Anadolu’nun bu en genç volkanik oluşumu uygun iklimde kampçılar için eşsiz bir üs. Acı Göl (Krater Gölü) ile ilk karşılaşma da oldukça etkileyici.

El değmemiş karlı ormanlar: Yedigöller
Sonbaharda sarı, kızıl ve kahvenin en mucizevi tonlarını sergileyen Yedigöller, eğer yolu açıksa, kışın da fotoğrafçıların, yürüyüş ve doğa tutkunlarının akın ettiği bir yer olur. Bolu’nun 42 km kuzeyinde, Batı Karadeniz ormanları içinde bir milli park olarak kurulan bölgede Büyükgöl, Seringöl, Deringöl, Nazlıgöl, Küçükgöl, İncegöl ve Sazlıgöl olmak üzere yedi göl bulunuyor. Yaklaşık 40 yıldır milli park olarak koruma altında olan Yedigöller Bölgesi, başta zambak, sıklamen, çiğdem ve orkide olmak üzere toplam 236 bitki türünün yanısıra karışık doğal ormanlara da sahip. Kayın, gürgen, meşe, kızılağaç, akçaağaç, karaağaç, titrek kavak, sarı ve kara çam, köknar, fındık, yapraklı üvez, keçi söğüdü, yabani kiraz, porsuk, ıhlamur ve dişbudak ağaçlarını burada görmek mümkün.