UD Yapımının İnceliklerini Dünyaya Öğretiyor

UD Yapımının İnceliklerini Dünyaya Öğretiyor

Türkiye’nin UD yapımındaki en usta isimlerinden biri olan Mustafa Copçuoğlu, yerli ve yabancı UD yapımcıları yetiştiriyor.

Tokat’ın Pazar ilçesinde doğan Mustafa Copçuoğlu, ilkokul, ortaokul ve lise eğitiminin ardından İstanbul’a geldi. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Devlet Konservatuarı Çalgı Yapım Bölümü’nden mezun olan Copçuoğlu, yüksek lisansını ise yine aynı üniversitede Türk halk oyunları dalında yaptı. Ud yapımında 35 yılı geride bırakan Mustafa Copçuoğlu, son 1.5 yıldır ise oğlu Burak Copçuoğlu ile omuz omuza çalışıyor.

Dünyanın dört bir yanında tanınıyor

Müziğe ilgisinin çocukluk döneminde başladığını söyleyen Mustafa Copçuoğlu, şarkı söylemekten büyük keyif aldığını, öğretmenlerinin de kendisini konservatuara yönlendirdiklerini belirtiyor. Üniversite çağı gelene kadar çalgı yapımıyla ilgili özel bir merakının olmadığını dile getiren Copçuoğlu, “İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı Çalgı Yapım Bölümü’ne yetenek sınavı ile girecektim. Okula girmeden önce ud çalmayı öğrenmiştim. Mızraplı sazlara karşı bir ilgim vardı. Ud ve lavta yapımında uzmanlaşmaya karar verdim. Okulumuz, Kültür Bakanlığı’na bağlıydı. Ama konservatuar, 1982’de İTÜ’ye bağlandı. ÖSYM sınav sonucumu istediler. Ama ben sınava girmediğim için lisans bölümüne giremedim. Bir arkadaşım vasıtasıyla, lise kısmından girebileceğimi öğrendim. Yaşım da tutuyordu. Böylece 3 yıl konservatuar lisesinde okudum. Ardından İTÜ Devlet Konservatuarı Çalgı Yapım Bölümü’nde lisans eğitimimi tamamladım. Türk Halk Oyunları bölümündeki yüksek lisansımın ardından 1994’te kısa dönem askerlik yaptım. Ağustos 1994’ten bu yana ise İstanbul Kadıköy’deki Copçuoğlu Ud Atölyesi’nde mesleğimi icra ediyorum.” diyor. Copçuoğlu’nun imzasını taşıyan udlar; Kanada, Amerika, Yunanistan, Fransa, İtalya, İsviçre, İsveç, Kuveyt, Irak gibi dünyanın dört bir yanında yaşayan müzisyenler tarafından icra ediliyor.

İranlı, Belçikalı ve Amerikalı öğrencileri var

Yabancı müşterilerin referans yoluyla kendisine ulaştığını vurgulayan Mustafa Copçuoğlu sözlerine şöyle devam ediyor: “Yapmış olduğumuz udları icra eden yerli ve yabancı müzisyenlerin referanslarıyla kapımızı çalan pek çok müşterimiz var. Yabancı müzisyenler bu konuda son derece bilinçli. Ud satın almak istiyorlarsa İstanbul’a geldiklerinde hangi isimlere gitmeleri gerektiğini çok detaylı bir şekilde araştırmış oluyorlar.” İlk zamanlarda yani 1990’lı yıllarda ud yapımı açısından malzeme sıkıntısı çekildiğini ifade eden Copçuoğlu, günümüzde bu sorunun ortadan kalktığını söylüyor. Copçuoğlu, ud yapımında tercih ettiği ağaç türleri hakkında ise şu bilgileri veriyor: “Udun tekne yapımında venge, pelesenk, maun, paduk, ceviz, erik ve tropikal Afrika ağaçlarını kullanıyoruz. Ses tablası olarak göğse takılan kısımda ise yerli ladin dediğimiz Artvin Borçka ağacının yanı sıra koyu renkli Kanada ladinini tercih ediyoruz. Burgularda ise abanoz ve pelesenk ağacı kullanıyoruz. Aynı anda 3 ya da 4 uda başlıyoruz. 4 ud da ortalama 1 ayda tamamlanıyor. 1.5 yıldır oğlum Burak ile birlikte çalışıyoruz. Ud çalmayı zaten biliyordu artık işin zanaat kısmında da beraberiz. Onu en iyi şekilde yetiştiriyorum. 1994’ten bu yana ud yapımı konusunda başarılı öğrenciler yetiştirdim. Ramazan Calay ve Murat Yerden gibi isimlerin yanı sıra İran, Belçika ve Amerika’dan da çok başarılı öğrencilerim oldu. Yabancı öğrencilerim, ud icracısı Necati Çelik hocamızın referansıyla geldi.”

En iyi sesi yakalamaya çalışıyor

Ud yapımında kullanılacak malzemeye göre fiyatların değiştiğinin altını çizen Mustafa Copçuoğlu, yapım aşamalarını ise şöyle özetliyor: “Ud yapımında önce tekne kısmı tamamlanıyor. Ardından teknenin iç ve dış temizliği yapılıyor. Sonra sap kısmı ladin ağacından hazırlanıyor. Sonra ses tablası kısmına geçiliyor. Ardından ses tablası, tekneye monte ediliyor. Bunu klavye aşaması takip ediyor. Ses tablasında mızraplı kısım yapıştırılıyor. Zımpara ve cila işlemlerinden sonra alt-üst eşikler ve kafeslerin takılması gerçekleştiriliyor. Burgular da takılıyor. Sapın tesviye işlemleri bittikten sonra udun telleri takılıyor. Akort işlemlerinden sonra ud hazır hale geliyor.” Bir ud yapımcısı olarak yaptığı işle ilgili heyecanının hiçbir zaman bitmediğini dile getiren Copçuoğlu, “Her yeni eserde, nasıl bir ses çıkacağına dair büyük bir heyecan duyuyorum. 35 yıldır bu mesleği icra ediyorum ve hâlâ farklı yeniliklerin peşindeyim. Yakaladığım ses sistemi, yaptığım araştırmaların neticesinde çok iyi bir konuma geldi. Tekneye, ses tablasının aktarılması konusunda özel araştırmalar yapıyorum.” yorumunda bulunuyor.