ÜNLÜ ÜSTATLARIN ENSTRÜMANI ONUN ELİNDEN ÇIKIYOR

Telli müzik aletleri yapımcısı (lutiye) Arslan Çekiç’i Kadıköy Kafkas Pasajı’ndaki çalgı yapım ve tamir atölyesinde ziyaret ettik. Kendisine ud, tambur ve lafta gibi çalgılar arasında sihirli bir dünya yaratan Çekiç’in atölyesinden adımınızı içeri atar atmaz, içinizi derin bir huzur kaplıyor. Bunun en önemli nedeni ise bu atölyenin müziğe duyulan derin bir sevgi, saygı ve aşkla yoğrulmuş olması… Burada sergilenen tüm enstrümanlar Çekiç’in 30 yılı aşkın deneyiminin büyülü bir yansıması…

Malzeme seçimi ve denge çok önemli
Lutiye Arslan Çekiç, kendi alanında son derece uzman ve sevilen bir sanatçı… 1982’de İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Çalgı Yapım Bölümü’ne giren Arslan Çekiç, 7 yıllık eğitiminin ardından mezun oldu. Ud, tambur ve lafta gibi Türk müziği çalgılarının yapımı alanında uzmanlaşan Çekiç’in 1983’te öğrenciyken yaptığı ilk tamburu, ünlü bestekâr Yalçın Tura satın aldı. “Sanatımı sanat için yapıyorum.” diyen Arslan Çekiç, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu işte ticari bir başarı kazanmayı hiç düşünmedim.  Elimden çıkan bir çalgıyla ilgili içime sinmeyen bir şey varsa, onu asla satmadım. Kırıp, attım. Geleneksellikten asla vazgeçmiyorum. Kullandığım malzemelerde kaliteyi ön planda tutuyorum. Gomalak cila ve organik tutkal kullanıyorum. Vernik, polyester gibi inorganik maddeleri asla kullanmam. Hedef kitlemi ise yurt içi ve yurt dışında hizmet veren profesyonel sanatçılar oluşturuyor. Enstrüman yapımcılığının bir numaralı kuralı, malzeme seçimidir.  Ağacın cinsi, kalitesi ve doğal kuruluğu son derece önemli… Ağaç renklerinin birbiriyle uyumu ve deseni gibi kriterlerin seçimi tamamen bana ait. Ses kutusunun ölçülendirilmesi de önemli bir aşama… Başarılı bir enstrümandan söz edebilmenin en kritik özelliği ise iyi bir dengeye sahip olması. Enstrüman iyi bir dengeye sahipse, icracıyı yormaz. Sanatçı enstrümanıyla saatlerce çalabilir.”

Ud yapımı 15 gün sürüyor
Malzeme seçimi hakkında daha ayrıntılı bilgi veren Arslan Çekiç, “Çalgı yapımında daha ağacın kalitesi, sertlik derecesi ve kuruluğu önem kazanıyor. En az 15-20 yıllık ağaçları kullanıyorum. Tambur, lafta, klasik kemençe gibi enstrüman yapımlarında orta derece özgül ağırlığı olan ceviz, karaağaç, ardıç, kiraz, erik ve çınar gibi ağaçları tercih ediyorum. Yurt dışından gelen ağaçları daha ağır oldukları için tercih etmiyorum. Klavyelerde abanoz gibi sert ağaçları kullanırım. Burgularda da gül ağacını tercih ediyorum. Enstrümanın hafif olması da son derece önemli.” diyor. Ayda en fazla 2 ud yapabildiğini dile getiren Arslan Çekiç, ud yapımının aşamaları hakkında şu bilgileri veriyor: “Bir ud yapımı ortalama 15 gün sürüyor. Kalıbın üzerine takozlar yerleştirilir. Ağaç dilimlerinin bükülmesiyle tekne yapımı başlar. Tekne yapımı bittikten sonra kalıptan çıkarılır. Teknenin dışı temizlenir, içi kâğıtlanır. Ardından sap takılır. Bir sonraki aşamada ladin ağacından kapak yani ses tablosu hazırlanır. Ses tablosunun balkonları yapıştırılır, ölçülendirilir ve tekne yani ses kutusu yerleştirilir. Sap düzeltilir, tesfiye yapılır, sarılır ve burguluk takılır. Daha sona klavye (tuşe) takılır. Temizlenir, zımparalanır, gomalakla üst cilası yapılır. Daha sonra sığır boynuzundan kafesler kesilip takılır. Baş eşik denilen kemikten eşik ve tel takılarak enstrüman çalmaya hazır hale geliyor. Sıcak tutkalın kuruması ise 1 gün alıyor.”

Ünlü üstatlarla çalıştı
Arslan Çekiç, el emeği göz nuru bu enstrümanların fiyatının 2 bin dolar olduğunu belirtiyor. Kendisini kimseyle rakip görmediğini, kendi kendisinin rakibi olduğunu ifade eden Çekiç, “Ben daha çok kendimle yarışıyorum. Kendi standartlarımı koyarak ilerliyorum. Bugüne kadar Necdet Yaşar, Mutlu Torun, Samim Karaca gibi önemli üstatlarla çalıştım. Onların önerilerine ve tavsiyelerine kulak vererek bu alanda başarıya ulaştım. Çalgı yapımcılarının yaptıkları tüm sazları iyi bir şekilde akort edebilmeleri, sesleri iyi tanımaları ve perde ayarlarını iyi yapabilmeleri gerekiyor.” yorumunda bulunuyor. Çekiç’in imzasını taşıyan tamburlardan biri Bill Clinton’ın koleksiyonunda da yer alıyor. Bugüne kadar bu alanda pek çok isim yetiştiren Arslan Çekiç, yaptığı işe aşkla bağlı olan sanatçılardan biri… Atölyesinde röportaj yaparken, kendisini ziyarete gelen pek çok müşterisi oldu. Ama bu kişilere müşterileri demek aslında çok da doğru değil. Çünkü Arslan Çekiç, enstrümanını yaptığı tüm sanatçılarla uzun soluklu ilişkiler kuruyor. Kendi imzasını taşıyan enstrümanları da dostlarına bu özel sohbetlerin eşliğinde emanet ediyor.