Üreterek Var Oluyor: Ahmet Güneştekin

Üreterek Var Oluyor: Ahmet Güneştekin

Ülkemizin son dönem yetiştirdiği en önemli ressamlardan olan Ahmet Güneştekin, son çalışması ile kültür-sanat hayatımıza değer katmaya devam ediyor.

Ressam Ahmet Güneştekin’in, ‘Ölümsüzlük Odası’ adlı enstalasyonu Marlborough Gallery tarafından Contemporary Istanbul’da sergilendi. Bu dev enstalasyon fuarın en çok fotoğrafı çekilen eserlerinden biri oldu ve sosyal medyada da gündem oldu. Sanatçı ile enstalasyonu üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Ölümsüzlük Odası enstelasyonuna dair ilk fikir nasıl oluştu?

Düşünce dünyam mitoslarla besleniyor. Yenilikçi ve şiirsel bir görünüm sunmak benim için esastır. Bu enstalasyon fikri, Göbekli Tepe’de ilk buluntulara ulaşıldığı 2004 yılında aklımda gelişmeye başladı. Son bir yılda aralıksız devam eden bir çalışmayla tamamlandı.

Göbeklitepe buluntuları üzerindeki betimleri belleğimdeki mitoslarla ilişkilendirdim ve yorumladım. Girift formlarla işlenmiş monolitler en çok bilinen kurucu mitoslardan bazı sahnelere işaret ediyor. Monolitler üzerinde yer alan rölyeflerdeki hayvan figürlerinin ve bu figürlerin birbiriyle ilişkisinin ortaya çıkardığı anlatının Nuh’un tufan öyküsü ile örtüştüğünü düşünerek enstalasyonu tasarladım.

Anlatıyı siz nasıl yorumladınız?

Anlatının işaret ettiği, Gılgamış’ın ölümsüzlüğü bulmak için dünyanın sonuna doğru çıktığı yenilgisi kaçınılmaz olan yolculuğunda, tanrıların insanlığı yok etmek için çıkardığı tufandan kurtulmayı başararak ölümsüzlüğünü kazanan Utnapiştim ile karşılaşmasının öyküsü. 4000 yaşındaki Babil şiiri, bildiğimiz adıyla Gılgamış Destanı. Gılgamış’ın istediği, ölümsüzlüğün sırrı. Şiir evrensel bir insanlık durumunu anlatıyor. Ölümsüzlük Odası, evrenselliğini korumaya devam eden bu arayış temasının modern kültürler üzerindeki etkisini, derinliğini gösterme ve yorumlama biçimi.

Ölümsüzlüğü arayış ve yolculuk temaları etrafında ördüğüm Ölümsüzlük Odası, düşünce dünyamın başlangıç ve bitiş noktasını gösteriyor. Gılgamış’ın ölümsüzlüğü arayışı, tanrılardan ölümsüzlüğünü kazanan Utnapiştim’in Gılgamış’a neden ölümsüzlüğe asla sahip olamayacağına dair verdiği bilgece öğüt ve en sonunda yenilgisini kabul edişi bu bileşimin parçaları. Bir diğer parça ise, Gılgamış’ın dünyanın sonuna doğru çıktığı ölümsüzlüğü arayış yolculuğuna benzer şekilde, Zülkarneyn’in çıktığı yolculukta karşılaştığı güneşe tapan ve evleri kapısız toplumlar.

Gezenler nelerle karşılaştı?

Bir oda biçiminde kurguladığım Ölümsüzlük Odası Ezidilerin’in Laleş’teki kutsal tapınaklarının girişindeki rölyefte yer alan yılanı temsil eden bir figürle açılıyor, gezenlerin en çok dikkatini bu figür çekti. Ezidilerin düşünce dünyasında ölümsüzlüğü temsil eden bu yılan, diğer hayvanlar kaçarken Nuh’un gemisini yok olmaktan kurtaran kutsal bir figür. Göbeklitepe’de hayvan figürlerinin yoğun olarak kullanıldığı rölyeflerde Nuh’un gemisini anımsatan hayvanlar panteonunda en çok kullanılan ise yılan figürüdür. Göbeklitepe’de yaşayan arkaik insanların monolitler üzerinde anlattığı şeyin, farklı kültürlerde farklı biçimlerde ortaya çıkan o bildiğimiz tufan hikayesi olduğu yorumunu destekler.

Dış alanda sergilenen bir eser olarak zorlu koşullara dayanıklı diyebilir miyiz?

Evet, ben bir eser üretirken dış koşullarda yer alacak eserlerimin dayanıklılığına önem veririm. Tüm sanatçılar da aynı şeyi yapar. Enstalasyon metalden yapılmış kafatası ve boynuzlardan oluşuyor. Orta noktasına yerleştirdiğim tek bir baş olarak beliren kafatasının üzeri yüzlerce kafatasıyla döşendi. Ortadaki bu büyük kafatası Nuh’u temsil ediyor. Utnapiştim aynı zamanda. Bütün ölümlüler içinde ölümsüz olan tek figür. Bir oda olarak kurgulanan enstalasyon birbirine bakan iç bükey iki bloktan oluşuyor. Blokların iç yüzeyleri boynuzlarla kaplanmış, dış yüzeyleri renkli kafataslarıyla. Enstalasyon bir oda olarak kurgulanmış ama kapısı ya da çatısı yok.

Gılgamış Destanı size ne ifade ediyor?

4000 yıllık Babil şiiri olan Gılgamış’ın modern kültür üzerinde derin bir etkisi var, hiçbir antik yakın doğu anlatısının onun kadar güçlü ve derin bir etkisi olmamış. Çünkü modern izleyiciye insanlık durumu hakkında bir şeyler anlatıyor. Uzun bir yolculuğa çıkan, her şeyi yapan, her şeyi öğrenen ve sonra birden duran bir adamın hikayesi, kahramanlıklar yapan büyük bir kralın hikayesi değil. Zorluklardan geçen bir kişi hakkında bu şiir. Acının epik bir yaşanmışlığı. Ölümü önlemek istiyor, ölüm onu dehşete düşürüyor. Ölümsüzlüğün sırrını öğrenmek için dünyanın sonuna doğru çılgınca bir arayışa girişiyor.

Destana sizin yorumunuz ne oldu?

Gılgamış’ın dünyanın sonuna doğru çıktığı umutsuz arayışının hikayesini sembolik olarak insan yaşamının hikayesi olarak okumak mümkün. Modern bireyin Gılgamış’la kendisini özdeşleştirmesi ve onun varoluşsal krizini kendisininmiş gibi okuması ise oldukça kolay. Ölümsüzlük Odası içerdiği düşünceler ve kapsayıcılığıyla, bu insanlık durumuna bir yorum sunuyor.

Atölyeniz ziyaretçilere açık mı?

Atölyemi önceden özel izin alarak hafta içinde ziyaret etmek mümkün. Galeri ya da müze olarak çalışmıyoruz ama Güneştekin Sanat Merkezi’nin dört farklı salonunda işlerim dönüşümlü olarak sergileniyor ve işleri görmeye gelen ziyaretçilerin gezmesine izin veriyoruz.

Bir sanatçı olarak üretim süreciniz nasıl şekillenir?

Subjektif olmak varoluşun bir katmanı olarak şüphesiz bütün şeylere içkindir ve bütün şeyler aslında ters yüz edilmiş öznelerden başkası değildir. Şeylerin her biri subjektif doğalarını ifade edebilecek sonsuz sayıda çoğul biçimler kurabilir ve bu kurguyu var olan kimliklerini sürdürerek yapabilirler. Bu bağlamda mitoslar benim için renklendirilmiş grafik formlarla ifade edebileceğim olağanüstü subjektif tarihselliklerdir. Mitolojilerden ödünç aldığım ve yeniden yorumladığım öğeler son derece alegorik ve sembolik katmanlar üzerine yoğunlaşır, mitolojik bir geometri oluştururlar. Taslaklar hazırlayarak çalışmam, ama tuval üzerindeki çalışmamı ön çizimlerle yapılandırırım. Önce yüzey ve ışık demetleri oluşur, ardından yüzeyin bir köşesine sezgisel bir biçimde renk uygulamaya başlarım. Geometrik plan ve resimsel dinamik arasındaki bu ilişki, aynı zamanda tarihsel bilginin ve bilinçaltının ortak etkinlik alanı bana göre.

İstanbul’da en sevdiğiniz sanat durakları nereleri?

Pilevneli Gallery, Arter, Gallery Zilberman, Salt Beyoğlu, Pera Müzesi, Sabancı Müzesi, İstanbul Modern, Contemporary Istanbul çalışmalarını izlediğim kültür ve sanat mekanları arasında yer alıyor.