VALİZLERİ TOPLAYIN, ÜTOPYAYA GİDİYORUZ!

Ütopya kelimesinin karşılığı, “Olmasını istediğiniz şeyin tam da sizin düşündüğünüz şekliyle gerçekleşmesi ve bunun sizi sonsuza dek mutlu etmesi,” ise şayet; evet, bu bir ütopya. Bazılarının ütopyası için gerekli olan malzemeler bir valizin içine sığabilecek birkaç model tren, minyatür insanlar, evler ve ağaçlardan ibaret!

İstanbul Kadıköy’de eski bir binanın denize nazır terasında 2006 yılından beri Model Trenciler adında bir kulüp bulunuyor ve kapısı haftanın tüm günlerinde gece yarılarına kadar defalarca açılıp kapanıyor. Buraya kadar her şey normal görünebilir ancak tuhaflık kapıyı araladığınızda ortaya çıkıyor çünkü içeride saçlarına ak düşmüş koca koca adamlar, çocuklar gibi trencilik oynuyor! 60 yaşındaki emekli mimar Haldun Bağbakan minicik parçaları birleştirerek maket evler, tren garları yapıyor, kulübün kurucusu 55 yaşındaki Harun Yamanlar ürettikleri malzemeleri yurt dışına ihraç ediyor ve kulüp üyelerine organizasyonlar düzenliyor, yine yaşı ona yakın biri yana döne yaptığı kurgu için gerekli olan bir parçayı arıyor… Kurgu dedikleri şey de öyle üç beş parçayla bitmiyor. Zira amaçları sadece rayların üzerinde tren yürütmek değil!

Model trencilik, iki karış boyundaki bir trenle başlıyor
Model Trenciler kulübünün 55 yaşındaki müdavimi Kemal Omay’ın 673 parçadan oluşan bir lokomotif koleksiyonu var. Koleksiyonuna katmak için bütün dünyayı didik didik ettiği 200 tren daha var ama onun tutkusu sadece tren alıp vitrinine koymak değil; evinin salonunu model tren kurguları için ayırmış ve yaklaşık 4 yıldır her gece bunun üzerinde çalışıyor. Kurgusunun içinde onlarca minik insan, evler, karlı dağlar, karların üzerinde ayak izleri, teleferikler, istasyonlar bulunuyor. Kendi deyimiyle kulüpte tanıştığı 6 arkadaşı ona hafta sonlarında ırgatlığa geliyor. Aynı şekilde o da ihtiyacı olan arkadaşlarının evlerinde ırgatlık yapıyor. Kendisi aynı zamanda bir sanayici, trencilik oynadığı arkadaşlarının arasında emekli savcılar, iş adamları, emekli albaylar bulunuyor ama bu adamlar bir araya geldiğinde eşlerinin onları, “Kavga etmeden oynayın!” diye uyarması gerekiyor. Atışmaları genellikle, “O ağacın yaprakları bu mevsime uymadı.” veya “O adamın üzerindeki kıyafet bu trenin yanına yakışmadı.” şeklinde oluyor çünkü her kurgunun kendine has bir dünyası var.

Harun Yamanlar’ın söylediğine göre model tren meraklılarının en çok takıldıkları konulardan biri de yine bu dönemler. Kimi kömürlü trenler üzerine çalışıyor, çoğu buharlı tren hastası, bazıları da şimdiden hızlı trenler konusunda uzman. Eski dönemler üzerinde çalışanların uzmanlığıysa eskitme konusu. Yüzlerce lira ödeyerek aldıkları pırıl pırıl bir treni kutusundan çıkarttıkları gibi bir hurdaya çeviriyorlar. Beceremedikleri bir iş olduğunda da kulübün forumunu aktif olarak kullanan 3 bin üyeden yardım istiyorlar. Eskişehir’de trenini eskitmek isteyen bir üye, trenini kargoyla İzmir’de yaşayan, başka bir üyeye gönderiyor ve hiçbir ücret ödemeden geriye alıyor. Yüz yüze hiç görüşmeseler de birbirlerini çok iyi tanıyorlar çünkü aynı şeye âşıklar: Trene!

Model trenler asıllarının aynısı
Model trenler gerçek trenlerin 1/87 oranında küçültülmüş hali. En çok kullanılan ölçek bu ama daha büyüklerini ve küçüklerini de bulmak mümkün. Hepsinde değişmeyen şey gerçek trenin üzerindeki bir vanadan, kompartımanların içindeki kapı numaralarına kadar aslının aynısı olması! Kulübün üyeleri ellerindeki modellerin tamamının özelliklerini ezbere biliyor. Hatta çevresinde unutkanlığıyla nam salmış Kemal Omay elindeki 673 parça trenin hangi yıllarda hangi ülkelerde kullanıldığını, bakımlarının nasıl yapılması gerektiğini ve piyasa değerini ezbere biliyor. Çok kıymetli bir koleksiyona sahip ve istediği zaman herhangi bir parçayı satın aldığı fiyatın üzerinde satabiliyor. Anlayacağınız trenlere merak sarmanız için önünüzde maddi bir engel yok. Küçük bir bütçeyle başlayıp, birkaç yıl içinde bacasından dumanlar çıkan, sesi huzur veren bir trene, etrafındaki bütün ayrıntılarıyla birlikte sahip olabilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken tek şey Kadıköy’deki bu mutlu adamların yanına gidip, “Ben de trenleri çok seviyorum!” demek.

Tren demek özgürlük demek!
Model tren meraklılarının en önemli misyonlarından biri çevrelerindeki insanlara trenleri sevdirmek. Çünkü onlara göre tren demek özgürlük demek! Çünkü trenle yolculuk yaptığınızda arabalarınızdaki gibi küçük bir alana sıkışıp kalmıyorsunuz, uçak yolculuklarında olduğu gibi saatler öncesinden yollara düşmüyorsunuz ve en önemlisi yolculuğun kendisini bir amaç haline getirebiliyorsunuz.