VATAN KALBİNİN ATTIĞI YER: ÇANAKKALE

Kıyıya yaklaştıkça, dağdaki yazı, Eceabat tepelerindeki manzaraya hakim oluyor: “Dur Yolcu!/ bilmeden gelip bastığın bu toprak, bir devrin battığı yerdir/eğil de kulak ver/bu sessiz yığın, bir vatan kalbinin attığı yerdir.” Çanakkale, 20. yüzyılın en büyük kara savaşlarından biri. Bir zamanların savaş alanları, bugün artık Barış Parkı olarak anılan bir açık hava müzesi. Karşılıklı siperlerdeki dostluk öykülerini dinleyip, asker mektuplarını okuyunca bu savaşın içyüzü daha da sarsıyor insanı.

İnsanlığa ders veren savaş
Çanakkale Savaşı’nın en can alıcı belgeleri Kabatepe Müzesi’nde; asker eşyaları, askerlerin ailelerine yazdıkları mektuplar, Türk askerine su veren Anzak askeri fotoğrafının da bulunduğu siperlerde çekilmiş fotoğraflar, misket saplanmış bir kafatası… Avustralyalı asker Leslie, mektubunda hislerini annesiyle şöyle paylaşmış: “Oysa daha dün, ‘düşman’ dediğimiz Türk askeriyle yiyecekleri değiş tokuş yapıyorduk. İnsanların, yemek paylaştığı kişilerin karınlarını kurşunla doldurması çok acı.” Leslie, savaşın sonunda geri çekilirken, Anzak Koyu’ndan Küçükkemikli’ye döşediği her mayın için sonraları çok pişman olacaktı: “Anne, insanlığın buralardan büyük dersler çıkararak korkunç savaşlardan uzak kalmasını diliyorum.” Dokuz ay boyunca Gelibolu Yarımadası’nda tam 1 milyon asker savaştı. Türkler’den 250 bin şehit verildi. Müttefiklerdense 284 bin asker öldü. Burası aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk’ün Arıburnu- Anafartalar cephesinde kazandığı kesin zaferle, tarih sahnesine çıktığı yer oldu.

Siperlerde düşmanla dostluk
Savaştan geriye kalanlar arasında en etkileyici olan, iki tarafın da kazdığı, 1915’ten kalma siperler. Her iki tarafın sadece haberleşme için kazdığı tüneller de belirgin. Türkler’in haberleşme tünellerinden biri Kemaliye’ye, Anzak tüneliyse sahile kadar iniyor. İngilizler’in çok daha iyi kazma aletlerinin olduğu, hatta özel madencilerle çalıştıkları biliniyor. Bu siperlerde, ani bir baskın planlayan Anadolu’nun evlatları, bu harekatı farkedip önlemini alan Anzak askerlerine karşı koyamayınca, 10 bini birden şehit oldu. Mayıs sıcağında can verenler defnedilemezken, savaşa ara verilip ateşkes kararı alınmıştı. İlk kez, bu ateşkes sırasında, Anzak ve Türk askerleri yüzyüze geldiler. Birbirlerine küçük notlarla, saat ya da düğme gibi hatıra eşyaları ve yiyecek göndermeye başladılar.

Geriye yalnız çam kaldı
Anzak mezarlıkları içinde en çok ziyaret edileni, Avustralyalılar’ın 25 Nisan’da en büyük törenlerini yaptığı Lone Pine (Yalnız Çam) Mezarlığı. Şehitlik ismini, mezar taşlarıyla dolu alanın ortasında, bombardımanların ardından tek başına kalan çam ağacından alıyor. En genci 14 yaşında olan bir Anzak askerinin ve Peter Weir’ın 1981 yapımı filmi Gelibolu’daki karakterler Frank ve Archy’nin mezar taşları da burada.

Eğitimli Türkler şehit oldu
57. Alay Şehitliği’nin hemen yanında, orta yaşlı bir Türk askeri heykeli vardır. Anzaklar için, bu, gençlerin savaşıydı. Türk askerleri arasında ise hem gönüllü üniversite öğrencileri hem de öğretmenler, avukatlar, mühendisler, bilim adamları ve doktorlar vardı. Savaşın ardından Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, büyük bir öğretmen açığı oldu. Sadece okuma yazma bilenler bile öğretmen olarak atanmış; üniversiteler dışarıdan profesör getirtmek zorunda kalmıştı. İlk kez, 1921’de, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, hiç bir öğrenci mezun verememişti.

57. Alay Şehitliği’nde ise 25 Nisan’da, Anzaklar’ın ilerleyişini durduran ve savaş sonuna kadar da geride tek bir asker kalmaksızın, kendisini feda eden 57. Alay’ın mezar taşları var.

Dünyanın en pahalı kahvaltısı
Çetin savaşlara sahne olan Conk Bayırı, yarımada coğrafyasına hakim en yüksek tepe. Mustafa Kemal, bir kilit noktası olarak gördüğü Conk Bayırı’na büyük önem verdi. Ağustosta İngilizler’in Suvla Koyu’na yaptığı çıkarmanın ardından, düşmanın hedefi belli bir yerde buluşup Conk Bayırı’na tek bir kuvvet olarak saldırmak ve burayı almaktı. Bunun için Yeni Zelandalılar, Avustralyalılar ve İngilizler bir buluşma noktası belirlediler. Yeni Zelandalılar, diğer birlikleri beklerken, savaşın akışını ve kaderini değiştirebilecek ve sonradan ‘dünyanın en pahalı kahvaltısı’ diyecekleri bir hazırlığa başlamışlardı. Oysa o sırada burada az sayıda Türk  askeri vardı ve saldırsalar Conk Bayırı’nı alabilirlerdi. Onlar kahvaltı ederken, İngilizler ve Avustralyalılar farklı nedenlerle gecikmişlerdi. Üç kola ayrılan Avustralyalılar’dan bir grup gecikmeli olarak buluşma noktasına gelmiş, bir diğeri vadilerde kaybolmuş, üçüncü grupsa bir Rum’un rehberliğine rağmen yolunu bulamamıştı. İngilizler’se, güneşin altında parlayan sapsarı kumsala dayanamamış, denize giriyordu. Bu arada Türkler’e gelen takviye birliklerle, Mustafa Kemal en ön saflarda savaştı. Bu sırada göğsüne gelen bir şarapnel parçasıyla sarsıldı, elini kalbine götürdü ve kurşunun saatini parçaladığını farketti. Daha sonra bu saati savaştaki dostu Alman Kumandan Liman von Sanders’e hediye etti, o da kendi saatini verdi. Bugün Von Sanders’in saati Anıt Kabir Müzesi’nde, Atatürk’ün saatinin ise nerede olduğu bilinmiyor.

Bakkaldan özel savaş hatıraları müzesi
Amatörce toplanmış olmasına rağmen, 75 yaşındaki, rahmetli bakkal Salim Mutlu’nun koleksiyonu, yarımadada savaştan geriye kalanları gözler önüne seren birçok müzeden daha zengin. Türkiye’nin bu ilk özel savaş hatıraları müzesinde savaşa dokunduran objeler var; porselen telefon parçaları, kullanılmadan sararmış sargı bezleri, açılmamış ilaç şişeleri, su mataraları, içki şişeleri, içki bardakları, mektuplar, toplar, delik deşik metal yemek tabakları, çatallar, kaşıklar, savaşta belki de hiç yanyana gelmemiş rütbeler, mühürler, kimi Londra’da kimi Avustralya’da yapılmış savaşa katılan milletlerin çeşitli düğmeleri, ayakkabı çekecekleri, yüzükler, farklı ülke paraları, çeşitli dillerde yazılmış palaska tokaları, çadır kazıkları, toprak altından birbirine yapışmış olarak çıkarılan mermiler, savaş hakkında yabancı kitaplar, yerli yabancı gazete yazıları…

Ayrıca 250 bin şehit adına dikilmiş, görkemli Çanakkale Şehitler Abidesi, Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Seddülbahir ve Kilitbahir kaleleri, 250 kiloluk mermiyi topun namlusuna koyup ateşleyerek, Ocean gemisine isabet ettiren Seyit Onbaşı’nın heykeli görülmeye değer.

FOTOĞRAF NOKTASI
Avustralyalılar’ın çıkarma yaptıkları ve bugün artık ıssız Anzak Koyu’ndan denizi seyredin.

FOTOĞRAF NOKTASI
Seddülbahir’den günbatımını izleyin.

KAÇIRMAYIN
Çanakkale Askeri Müzesi’nde gerçekleşmesi 160 milyonda bir ihtimalle, savaşta havada çarpışan iki kurşun sergileniyor.

KONAKLAMA
Kara Üzüm, Çanakkale merkezde samimi ortamı ve doğal kahvaltısıyla öne çıkan bir seçenek.