YANSIMALARINDAN PEYGAMBER’İ OKUMAK

Şair A. Ali Ural, Peygamber’in Aynaları’nda (2015, Şule Yayınları) yine birçok şair ve edebiyatçının erinip de yapamadığı zorlu bir işin altından kalkmıştır. Kimseye taş attığımız düşünülmesin, bizim işaret etmek istediğimiz nokta; Ali Ural’ın Peygamber’in Aynaları’nda başardığı işin zorluğudur. Öyle ya sahabe efendilerimizle ilgili Türkçede halen derli toplu, öyle her seviyeden okuyucunun rahatlıkla müracaat edip okuyabileceği eser sayısı azdır. Bunun sebebi de, sahabe efendilerimizin hayatlarıyla ilgili tercüme kitapların değişik rivayet ve tartışmalarla dolu olmasıdır. Bu yüzden uzun süre araştırma yapmak, tartışmalardan haberdar olmak, en açık, net, mutabık kalınan rivayetleri bulup çıkarmak gerekmektedir. Bunu belki bir akademisyen rahatlıkla yapar, sonuçta bu onun işidir. Fakat bir şairin böyle zorlu bir işe girişmesi, onun okuyucularına dönük bir kıyağı olarak değerlendirilebilir.

Sahabeler ayna olmuştur
Ali Ural kitabın ismiyle aslında izlemiş olduğu yöntemi göstermiştir. Sahabe efendilerimizde gördüğümüz erdemlerin tamamı Peygamber Efendimizden yansıyanlardır. Buradan sahabelerin edilgen kaldığı, etkin olanın yalnızca Peygamber Efendimiz olduğu gibi bir mana çıkarılmasın. Aksine sahabeler harikulade aynalar olmuştur, Hz. Muhammed’in (s.a.v) ışığı karşısında. Bu aynalar sayesinde Peygamberimizin erdemleri, öğretileri, ahlakı dünyaya yayılmış, bütün bir kâinatı aydınlatır hale gelmiştir. Nurun kaynağı Hz. Muhammed (s.a.v), onun yansıtıcıları/aynaları sahabelerdir. Dolayısıyla diyebiliriz ki Peygamber’in Aynaları’nda merkez karakter Peygamber Efendimizdir. Sahabeler onunla ilişkileri dolayısıyla anlatılırlar. Daha doğrusu kitapta anlatılanlar, Peygamber Efendimizle sahabeler arasındaki özel, örnek olması açısından halen geçerliliği olan, önemini hiçbir şekilde kaybetmeyen ilişkilerdir.

Sahabelerin özellikleri anlatılıyor
Her sahabe, Peygamberimizin ayrı bir özelliğini yansıtmıştır. Ali Ural buraya özellikle dikkat etmiş, adeta İslam’da ‘tektipleştirme’nin, şahsi özellikleri yok etmenin olmadığını anlatırcasına her sahabenin hangi yönüyle ön plana çıktığını yakalamaya çalışmıştır. Ali Ural önce ele aldığı sahabenin hangi önemli olaylar içerisinde kendisini gösterdiğini bulur. Bunun için de geniş bir İslam tarihi bilgisine sahip olmak gerekir. Başka ifadeyle, anlatmaya çalıştığı sahabenin nefes alıp verdiği sosyal, ailevi ve şahsi şartları kısa da olsa okuyucuyla paylaşır. Bu şekilde Ali Ural sahabenin hal, hareket ve sözlerinin anlamına okuyucunun ulaşmasını sağlar.

Örneğin fetihten sonra Peygamberimiz Mekke’ye girerken, devesinin yularından şair Abdullah b. Revâha tutmakta, bir yandan da şiirler söylemektedir. Hz. Ömer bu durum karşısında tedirginlik duyar ve Abdullah b. Revâha’yı susturmak ister. Peygamberimiz ise, “Ömer bırak onu, düşmana karşı oklardan daha tesirlidir Abdullah’ın sözleri.” der. Bu kısacık an ve sözler bile Hz. Ömer’in hassasiyetini, Abdullah b. Revâha’nın heyecan ve amacını, Peygamberimizin ise tüm bunların farkında olup, takdir ederek yön göstermesini yansıtması açısından ibretliktir. Şiirin Müslüman için ne manaya geldiğini göstermesi bakımından da örneklik teşkil eder.

Kitap akıcı bir dil ve üslupla, şiiriyeti yüksek bir şekilde yazılmış. Okurken etkilenmemek, duygulanmamak elde değil. Ayrıca Ali Ural, Peygamber’in Aynaları’yla okuyucuda sahabelerin hayatlarına dair merak uyandırmayı da başarmaktadır.