Yaşayan Efsane: Joan Baez

Yaşayan Efsane: Joan Baez

1968 kuşağının en etkileyici isimlerinden, gerçek hayat ile kendi sanatsal görüşünü müziğine katarak tarihe tanıklık etmiş efsanevi sanatçı Joan Baez, yeni albümü “Whistle Down The Wind” ve kariyerinin unutulmaz parçalarıyla ile 22 Temmuz’da Pasion Turca organizasyonuyla Harbiye Açıkhava Tiyatrosu’nda hayranlarına unutulmaz bir gece yaşatacak.

Efsanevi şarkıcı, söz yazarı, aktivist ve Rock & Roll Hall of Fame Joan Baez, üç Grammy ödüllü Joe Henry’nin prodüktörlüğünü yaptığı, Los Angeles’ta on günde kaydedilen ve 2 Mart’ta yayımlanan yeni albümü “Whistle Down The Wind’da” en sevdiği bestecilerin bazılarını bir araya getiriyor.

Daha önce verdiği konserlerle Türkiye’deki müzikseverlerle buluşan Joan Baez, bu kez geleneksel baladlar, blues klasikleri, cowboy şarkıları ve etnik folk melodileri arasına sakladığı mesajları berrak sesiyle hayranlarıyla buluşturacak. Joan Baez, yeni albümü “Whistle Down The Wind” ve kariyerinin unutulmaz parçalarıyla ile 22 Temmuz’da Harbiye Açıkhava Tiyatrosun’da Türkiye’deki dinleyicileri ile son kez buluşacak.

Joan Baez ile son turnesi kapsamındaki İstanbul konseri ve müzik kariyerini konuştuk.

50 yılı aşkın kariyerinizde verdiğiniz konserlere baktığınızda neler hissediyorsunuz?

Şu ana kadar yüzlerce farklı ülkede bulundum. Birçok farklı kültürle iç içe olmak benim için çok güzeldi ve her biri de farklı şekillerde benim için çok etkileyiciydi. Konserlerle ilgili ne söylemek istersiniz dendiği zaman aklıma daima aynı şey geliyor. Son olarak Paris’te Şanzelize’de 100.000 kişiye şarkı söyledim. Aklımda kalan en güzel anlardan biriydi.

Sanatınızla aynı zamanda toplumu ve dünyayı ilgilendiren politik konular arasında köprü de kuruyorsunuz. Sizin için hayatınızda bu çalışmaları müzikle iç içe sürdürmek nasıl bir deneyim oldu?

Bu benim bireysel tercihimdi. Ben müziğimin yanında aktivist çalışmalarımın da hayatımı zenginleştiğimi düşünüyorum. Sadece müzikle ilgilenebilirdim. Ama müzik haricinde birçok insanın sesi olmuş olmak beni çok mutlu ediyor. Tüm şarkıcılara sadece bunu tavsiye edebilirim, onun dışında bir şey söylemeye hakkım olmadığını düşünüyorum. Herkesin tercihine saygı duyuyorum.

Türkiye’de daha önce de bulundunuz. Bu kez Fare Thee Well 2018 turnesi kapsamında 22 Temmuz’da sizi Harbiye Açıkhava Tiyatrosunda dinleyeceğiz. Türkiye sizin için ne ifade ediyor?

Türkiye en keyifli konser verdiğim ülkelerin başında geliyor. Yıllar önce bir konserimde Efes’te bulunmuştum. Dolunay vardı. Bulunduğumuz yerdeki ışıkları kapatmıştık ve ay ışığı altına yürümüştüm benim için en özel unutulmaz anlardan bir tanesiydi. Efes’teki hatıralarım en güçlü olanlar.

Çocukluğunuza dönersek küçük bir çocukken bir süre Bağdat’ta yaşamışsınız. O zamana dair neler hatırlıyorsunuz?

Evet babamın işi nedeniyle Bağdat’ta bir dönem yaşadık. O zamanlar çocuktum. Bazı akşamlar tüm aile ile birlikteyken dinlediğimiz kuşların seslerini ve minarelerden 5 vakit yükselen ezan sesini hatırlıyorum. Çocukluğumda hasta  olarak geçirdiğim zamanlar da o döneme rastlıyor. Ben o zaman yaşadıklarımızı hem kendim hem de ailem adına çok öğretici bir deneyim olarak görüyorum.

Yıllardır sanatınızı çok yüksek bir enerji ile sürdürüyorsunuz. Bunun sırlarını bizimle paylaşır mısınız?

Bu yoğun koşuşturma içerisinde zaman zaman ben de kendimi stres altında hissedebiliyorum. Ama yıllar içerisinde kendimi dinginleştirmeye başladım. Nefes terapileri yapıyorum, özellikle meditasyon çok işe yarıyor. Tekrar enerji topluyorum. Müzik ile ilgili yaptığım çalışmalarla birlikte insan haklarını savunmak da beni mutlu ediyor.

Sesinizi korumak için neler yapıyorsunuz?

Aslında ilk yıllarda çok dikkat etmezdim ama uzun süredir sesimle ilgili de çalışmalar yapıyorum. Artık ses tellerim uzun turnelerde yorulmaya başlıyor o yüzden bir süre dinlenmem gerek. Ses egzersizlerimi ihmal etmemeye çalışıyorum. Turnelere çıktığım zaman yanımdaki müzik çalarımda egzersizlerimi yapmaya devam ediyorum. Zaman geçtikçe sesime daha fazla dikkat etmem gerekiyor. Uzmanlara da danışıp ihtiyacım olduğunda ders almayı da ihmal etmiyorum.

Konser repertuvarlarını hazırlarken nelere dikkat ediyorsunuz?

Birçok jenerasyona hitap ettiğimi biliyorum. O yüzden repertuvarımı hazırlarken oldukça titiz davranıyorum. Çok fazla şarkı var onların arasından her yaş grubunun hoşuna gidecek şarkıları seçiyorum. Bu konserde de benden dinlemeyi çok sevdikleri klasikleşmiş şarkılarımın yanı sıra Mart ayında çıkan son albümüm Whistle Down The Wind’den şarkılarım olacak.

Dünyanın geleceği için neler söylersiniz?

Dünyayı tehdit eden birçok konuda farkında olmalı ve önlem almalıyız. Sadece kendimizi değil bizden sonra gelecek olan jenerasyonları da düşünmeliyiz. İlk aklıma gelenlerden bir tanesi küresel ısınma! Çocuklarımız ve torunlarımızın geleceği için endişe ediyorum. Dünyamıza sahip çıkacak cesareti göstermemiz gerekiyor. Hepimiz bunu değiştirmekten başka bir şansımız olmadığını bilmek zorundayız. 

Şarkılarınızı söylerken nasıl bir ruh halinde olursunuz?

Bazen tamamen müzikle bir oluyorum. Eğer yeterli enerjiyi alamıyorsam şarkılarımı daha kontrollü bir şekilde söylüyorum. Şarkı söylediğim kitleye bağlı olarak değişiyor. Nerede olduğum, hangi dilde söylediğim, şarkıların sıralaması ve izleyiciden geri gelen enerji çok etkili oluyor.

Kariyeriniz boyunca sayısız ödülle onurlandırıldınız. Sizin için en önemli olan hangisiydi?

Yaptığınız işlerin ödüllendirilmesi tabii ki çok güzel bir duygu ama genel olarak kendimi ödül alırken çok rahat hissetmiyorum, ödülleri kabul etmek benim için zor ama beni şaşırtan bir ödül var, o da Rock’n Roll Fame.

Konserlere nasıl hazırlanıyorsunuz?

Şu an uzun bir turnedeyim. Bugünlerde olduğu gibi her şey yolundaysa bir şey yapmama gerek kalmıyor, sadece şarkı söylemeye odaklanıyorum. Ama herhangi bir sorun varsa yâda çok özel bir konser için sahneye çıkıyorsam biraz gerginliğim oluyor. O zamanlarda zihinsel olarak kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum.

Kariyerinizde keşke yapsaydım dediğiniz bir şey var mı?

Hayatım müzikle her zaman zenginleşti ve pişmanlık yaşamadım. Yaptığım şeyden her zaman mutlu oldum. Bunca yıl sürmesi de sanırım bunun bir göstergesi.

Türkiye’deki hayranlarınıza bir mesajınız var mı?

 Çok uzun zamandır sizlerle buluşmayı bekliyordum tekrar ülkenize gelmeyi dört gözle bekliyorum.