YEMEĞİNİZ KÂBUSA DÖNÜŞMESİN!

Yemek yeme insan yaşamındaki en önemli aktivitelerden biri iken, özellikle metropol yaşamının getirdiği yoğun çalışma şartları, yoğun trafik ve zamanla yarışma süreci tekdüze, standart, rafine bir yeme-içme kültürünün yaygınlaşmasına neden oldu. Dengeli ve yeterli beslenme sağlıklı ve uzun bir ömür için vazgeçilmez iken, ‘hızlı yaşama’ zorunluluğu nedeniyle yeme alışkanlıklarımız da değişti; öncelikle günlük öğün sayımız ve ardından da yemek yediğimiz mekânlar değişime uğradı. Kahvaltı belki de haftada bir veya iki gün evimizde yapabildiğimiz bir öğüne dönüştü, akşam yemekleri ise sıradan ‘fastfood’ tarzı  öğünlere veya geç saatlerde yapılan abartılı restoran yemeklerine ya da evde hazır gıdalarla (konserve, dondurulmuş besinler gibi) yapılan yemeklere yerini bıraktı. Uzmanlar, sonbaharda sık karşılaşılan besin zehirlenmelerini, dışarda nasıl beslenilmesi gerektiğini, özellikle çocuklarda nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatıyor…

Karın ağrısı, ishal, kusma
Besin zehirlenmelerinin; çoğunlukla hafif geçirilmekle birlikte ölümcül de olabilen toksinler sebebiyle ortaya çıkan yaygın bir hastalık olduğuna dikkat çeken Liv Hospital Gastroentereloji Uzmanı Doç. Dr. Binnur Şimşek alınabilecek önlemleri şöyle dile getiriyor: “Bir yiyecek veya içeceğin sizi zehirleyebileceğini uzaktan bakmakla söylemek zordur çünkü görüntü, koku veya tatta herhangi bir değişiklik meydana gelmemiş olabilir. Ayrıca besinlerin her noktasında toksin veya mikroorganizma aynı miktarda bulunmayabilir ve bu nedenle aynı yemekten tüketen her kişide zehirlenme bulguları aynı düzeyde olmayabilir. Klinik bulguları halsizlik, karın ağrısı, ishal, kusma ve ateştir; çoğunlukla 1-3 gün sürer ve pek çok insan bir hafta içinde tamamen iyileşir. Daha nadiren kanlı ishal, kas ağrısı, tansiyon düşüklüğü ve nörolojik bulgulara da yol açabilir.”

Çiğ ve az pişmiş et riskli
“Besinlerle bulaşan ve zehirlenmeye neden olan bakteriler arasında en sık rastlanılanlar çiğ kümes hayvanları, pastörize edilmemiş süt, kırmızı et ve arıtılmamış sudan bulaşabilir. Ayrıca konserve yiyecekler ve toksinli suyla yıkanmış sebze ve meyve tüketimi de zararlıdır. Yine makarna, sütlü tatlı, salata ve krema içeren ürünlere de dikkat etmelisiniz. İyi pişirilmemiş veya çiğ tüketilen etler ve et yemekleri aynı zamanda birçok paraziter enfeksiyonun gelişmesi için risk taşır.”

Sonbaharda dışarıda nasıl beslenmeli?
Dışarıdan beslenen çalışanların yemek seçimi konusunda bilinçli olmaları gerektiğini söyleyen Liv Hospital Diyet ve Beslenme Uzmanı Şükran Yıldız öğün seçerken dikkat edilmesi gerekenleri şöyle anlatıyor: “Kahvaltı yapmak için zaman ve yeriniz müsaitse yumurta, peynir, mevsim sebzeleri, zeytin, tam tahıllı, yulaflı, çavdarlı ekmek içeren bir kahvaltı yapın. Poğaça, açma, simit ya da börek yerine peynirli ve mevsim sebzelerini içeren bir sandviç ve yanına bir meyve veya yağsız bir tost ve yanında süt veya açık çay tercih edilebilir. Öğle ve akşam yemekleri seçiminde yemek tabağında her besin grubundan olmasına, günlük öğünlerin atlanmamasına ve geç saatte yemek yenilmemesine dikkat edilmelidir.”

Salata ve yoğurdu ihmal etmeyin
“Ana öğünler çalışılan kurum içinde yeniyorsa etli sebze yemekleri, ızgara tavuk, et, köfte, balık, zeytinyağlı sebze yemekleri, kuru baklagiller yanına çorba, bol yeşillikli salata ve yoğurt/ayran/cacıkla birlikte tahıllı ekmek tüketilebilir. Şirket dışında ana öğün yeniyorsa etli sebze yemeklerindeki sebzelerin genellikle kızartılarak yapıldığından fazla tercih edilmemesi gerektiğini unutmayın. Yemeklerin yanında gazlı ve şekerli içeceklerin yerine su, maden suyu ve ayran tüketilmeye özen gösterin.”

Bitki çaylarından vazgeçmeyin
“Fiziksel aktivite kısıtlı olduğundan kabızlık problemi oluşmasını engellemek amacıyla bitki çaylarından yeşil çay, ıhlamur, rezene, beyaz çay tüketilebilir ve salata, kuru meyve, kuru baklagiller gibi posa içeriği yüksek olan besinler tercih edilebilir. Yemek yediğimiz yerlerin hijyen koşulları ve güvenilir gıda tüketimi belgelerinin bulunduğu yerler olmasına dikkat edilmesi sağlığımız için önemlidir.”

Kahvaltı okul başarısını etkiliyor
Çocukların sağlıklı ve düzenli  beslenmelerinin büyüme ve gelişmelerinin yanı sıra okul başarıları için de gerekli olduğunu söyleyen Liv Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Seza Başkan okul çağındaki çocukların beslenme çantasında olması gerekenlerle ilgili şu bilgileri veriyor:

Şekerli besin yerine proteinden zengin
“Kahvaltıda kan şekerini hızla yükselten ve sonra düşüren şekerli besinler yerine büyümek için gerekli olan proteinden zengin süt, yumurta, peynir; bağışıklığı güçlendiren vitamin ve mineralden zengin taze sebze-meyve; günlük enerji ihtiyacımızın çoğunluğunu sağlayan ekmek, tahıl gevreği gibi besinler tüketilmelidir. Çocuklara ara öğünlerde abur cubur, bisküvi, çikolata yerine kuru meyve, fındık, ceviz ve badem gibi hem vitamin hem de mineral içeren sağlıklı besinlerin yedirilmesi gerekir.”

Aile de doğru beslenmeli
“Bir yiyeceği sadece çocuğa yedirmeye çalışmak yanlış bir davranıştır. Çocuk aynı zamanda aile masasında da bu yiyeceklerin herkes tarafından yendiğini görmek ister. Beslenme alışkanlığı kazandırılmak istenilen çocuk asla zorlanmamalıdır. Çocuğun vitamin ihtiyacını karşılayabilmesi için sebzelerden en az 2-3 çeşit, meyvelerden de 3-4 çeşit tüketmesi önerilir.”

Beslenme çantasında neler olmalı?
“Beslenme çantasında taşınması kolay ve besleyici değeri yüksek besinler olmalıdır. Özellikle fındık, ceviz, badem gibi kuruyemişler ve kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm gibi kuru meyveler hem çocuğun okul başarısını olumlu etkileyeceği hem de enerji vereceği için beslenme çantasında yer almalıdır.”

Beslenme çantası için mönü örnekleri:
– Taze sıkılmış meyve suyu, ev yapımı poğaça
– Ayran, simit, meyve
– Süt, ev yapımı kek
– Taze sıkılmış meyve suyu, peynirli sandviç
– Ayran, ekmek arası köfte (yağsız tavada) ya da tavuk