YENİ BİR YÖNTEM ARAYIŞI

YENİ BİR YÖNTEM ARAYIŞI

Ahmet Yaşar Ocak ilk baskısı 1996’da, 16. baskısı 2016’da yapılan Türk Sufîliğine Bakışlar’da (İletişim Yayınları) Ahmed-i Yesevî, Yunus Emre, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Hacı Bektaş-ı Velî gibi merak edilen birçok tarihi isimle birlikte Alevîlik, Ahîlik, Bektaşîlik, Yesevîlik ve Mevlevilik gibi tarikat ve teşkilatları da incelemektedir. Söz konusu teşkilat ve şahıslarla ilgili bilgiler, Ahmet Yaşar Ocak’ın örnek vermek babından yaptığı açıklamalardır. Onun asıl derdi; bu isim ve tarikatlara nasıl yaklaşılması ve yorumlanması gerektiğidir.

Ahmet Yaşar Ocak kitabın bütününde bir tarihçi olarak hareket eder ve düşünür. Şahıs ve olaylara yaklaşırken olabildiğince tarafsızlığını korumaya çalışır. O, tartışmalı konulara girip çıkmaktan çekinmez. Hatta diyebiliriz ki özellikle tartışmalı konularla uğraşır. Çünkü bu konular halen içinden çıkılmayan, uzun süre de çıkılacağa benzemeyen; daha da kötüsü, haklarında güvenilir bir inceleme yöntemi geliştirilemeyen giriftliktedir.

Giriftlikten kastım, tarihin saptırılışıyla ilgilidir. Sözü edilen kişiler, tarihin belirli dönemlerinde belirli akım ve cemaatlerce, o da kendilerine mal edilerek sindirilmişlerdir. Dolayısıyla ana kaynağa, yani yaşamış, “tarihsel şahsiyetler”e ulaşmak güçleşmiştir.

Ocak, bilimsel yöntemle 9 yüzyıl geriye gidilerek miladi 12. yüzyılda yaşamış Ahmed-i Yesevî’ye veya 13. yüzyılda yaşamış Mevlânâ ve Yunus Emre’ye ulaşılacağını iddia ediyor. Çünkü her yüzyılda bu isimlerin fikirleri, şahsiyetleri dönüşüme uğratılarak yeniden ele alınmıştır. Bu, çok normal bir şeydir. Her insan, başka bir insanı kendine benzeterek düşünür ve algılar. Diğer türlü o kişi ve fikirlerle iletişim kuramaz. Fakat iş bilim yapmaya gelince, bu tür iletişim ve bağlantı kurmanın önemi kalmaz. Ocak, meseleleri kişileştirmeden, yani saptırmadan, tarihsel açıdan inceleyebileceğimiz bir yöntem arayışı içindedir Türk Sufîliğine Bakışlar’da. Eğer yöntemsiz düşünürsek nasıl hatalar yapacağımızı yer yer verdiği örneklerle göstermeye çalışır.

Ocak’a göre araştırmacıların düştüğü en büyük handikap, ele aldıkları tarihsel şahsiyetleri kendi dönemleri içinde incelememektir. Eğer o şahıs kendi zamanı içinde incelenmezse, ortaya çok fazla yanlış bilgi yayılacak, hatalı düşünce ve yorumlar üretilecektir. Hümanist Yunus Emre ve Mevlânâ algısı buna örnektir. Veya Hacı Bektaş-ı Velî’ye dönük “Sünni alim” tanımlamaları. Aynı şekilde Ahmed-i Yesevî’nin Anadolu’da Nakşibendîlikte ayrı, Bektaşilikte ayrı değerlendirilmesi ve yorumlanması. Hepsi de şahısları, içinden çıktıkları sosyal yapılardan bağımsız olarak yorumlamanın sonuçlarıdır. Ortada gerçek şahsiyetten ziyade onun efsanevi ve mitolojik söylentileri kalmıştır.

Ahmet Yaşar Ocak’ın en çok referans verdiği isimler, Fuad Köprülü ve Abdülbaki Gölpınarlı’dır. O, alanla ilgili diğer çalışmaların eksiklerini de olabildiğince eleştirel düşünerek ortaya koyar. Bu yüzden kitap, konuya ilgi duyan herkesin çok şey öğreneceği, hiç olmazsa düşüneceği özelliktedir.

Yazarın Kitaplığı:
– Belki de Üzülmeliyiz, Ahmet Murat, 2017, Profil Kitap
– Taksitle Ölüm, Louis-Ferdinand Céline, 2017, Yapı Kredi Yayınları
– Nereye Gitti Bu Entelektüeller?, Frank Furedi, 2017, Avangard Kitap
Adem’in Cevap Vermesi, Yıldız Ramazanoğlu, 2017, İz Yayınları