YERLİ YERİNCE

YERLİ YERİNCE

Bağlanmak başlı başına yücedir. Yüce olana bağlanmak ise dille anlatılmayacak kadar bir derinlik içine alır insanı… Bağlanmanın getirdiği zorluklar, sıkıntılar da yücedir kendince…  Biz Türkler ‘karlı dağ’ imgesiyle anlatırız bunu… Dedem Korkut’tan öncekiler ve sonrakiler dağa yaslanır, dağla dertleşir, dağla söyleşir, dağın yüceliğinden bağlanmanın kodlarını anlaşılır kılmaya uğraşır.

Yakılan bir şey olduğu için türkü, sadece sözleri değil ezgisi de etle tırnak gibi türküyle bir bütündür. Sözlerini çıkarıp ezgisini dinlesek bile “başı pare pare dumanlı dağlar” türküsü içimizde yüce bir aşkın, yüce bir acının, yüce bir hasretin atmosferini oluşturur birkaç dakika içinde…

Nasıl başı dumanlı dağların karlı olması vacipse, gönlün eylenmesi için de yârin o gönülde eğlenmesi/eylenmesi, o gönlü yurt tutması icap eder. Gönül dağı ve benzer terkiplerle, deyimlerle, atasözleriyle yazıyı bir folklor yazısına dönüştürmeden şu cümleyi kurabiliriz: “Dağ karlı gönül yarlı olur.” Doğalı, yerli yerinde olanı budur. Dağda duman için eylenmenin bağlamı yârin yiğit gönlünde eylenmesiyle aynıdır bir bakıma… Anlatılmayanıyla, yüceliğiyle, değişkenliğiyle…

Türkünün ikinci dörtlüğünde maksat biraz daha görünür kılınır. “Aynalı körük” türküsündeki şartlı anlatıma benzer bir açıklamayla, yaylanın yayla olması için, ki yayla dediğimiz yer dağdır, en azından dağın eteğidir, karlı olması icap eder. Gönülde eylenecek güzelin de “bay” yani bir kent nasıl bayındır olması gerekiyorsa, edasıyla endamıyla, soyuyla sopuyla zengin ve görkemli olması, gönle yakışması icap eder.

İki dörtlük “gönül bu ister” yargısıyla anlatılamayacak kadar bir özel durumun genelleşmesi, bedii bir standarda kavuşmasıdır aslında. Öyle olmasa bile herkesin dağı kendine göre yücedir, herkesin dağının kendine göre başı dumanlıdır, herkesin yaylası sahiden yayladır, herkesin güzeli kendince “bay”dır.

Türkümüz şöyle:

“Başı pare pare dumanlı dağlar
Duman eğlenir mi kar olmayınca
Bana derler bana sen gönül eyle
Gönül eylenir mi yar olmayınca

Ben bu yaylalara yayla mı derim
Başı bölük bölük kar olmayınca
Ben bu güzellere güzel mi derim
Aslı Türkmen kendi bay olmayınca”

Erzincan yöresine ait bu türküyü Osman Özdenkçi derlemiş.

Kaynak kişisi Ali Yılmaz.

Ben Turan Engin’den dinlemeyi seviyorum. Cengiz Özkan da fena söylemiyor ancak ikinci dörtlüğünü farklı bir Erzincan derlemesinden söylüyor. Takdir sizin…