YEŞİLE VE HUZURA DOYULAN ŞEHİR: BOLU

Kendisine ebedi hayat, yiğitlik ve şairlik bahşeden üç sihirli köpüğü içen Köroğlu’nun memleketi Bolu, konumu ve doğası itibariyle oldukça avantajlı ve keyifli olan ancak alçakgönüllüğünden dolayı genellikle kendi halindeliğini korumayı başarmış sade bir şehir.

Bolu’ya son yılların ‘cittaslow’ tanımına denk gelen ‘yavaş şehir’ demek yersiz olmaz. Küçük yerleşim yerleriyle ilgili havası, suyu diye başlayan pek çok yazı yazılır ancak Bolu, iki büyük şehrin ortasındaki konumuna rağmen havanın da suyun da hakkını verecek kadar büyüleyici bir doğaya sahip.

Ankara-İstanbul arasında Bolu Dağı’nda verilen bir mola ya da hafta sonu Abant, Gölcük Yedigöller gibi doğa harikalarına yapılan günübirlik seyahatlerle pek çok kişiyi ağırlayan Bolu, en fazla bu doğal alanlar ile biliniyor olsa da doğanın sunduğu bu muhteşem güzelliklerden ibaret değil. Yeraltı sularının da doğa kadar cömert davrandığı Bolu’da kaplıca kültürü de bunun tadını bilenler için ayrı bir keyif ve rahatlama alternatifi. Gölcük yolunda, ormanın hemen kenarında yer alan termal otelde huzur dolu bir hafta sonu ya da hemen yanındaki kaplıcalarda şifalı sulardan yararlanıp, tertemiz havayı soluyarak geçirilen bir gün özellikle Ankara, İstanbul gibi hararetli ve hareketli şehirlerden sonra terapi gibi geliyor. Ayrıca şehir merkezinde yer alan Sultan Hamam, Orta Hamam da otantik ve tarihi atmosferleriyle kaplıcalara birer alternatif.

Şehir merkezine gelmişken görülebilecek yerler arasında Yıldırım Bayezid tarafından 1382 yılında yaptırılmış Büyük Cami ve hemen yanında 1804 yılında yapılmış olan Taşhan bulunuyor. Tarihi mekânlar konusunda da Bolu ziyaretçisini boş göndermiyor bu anlamda.

‘İyi yemek’ demek Bolu demek
Seyahatlerin olmazsa olmazı ‘iyi yemek’ elbette ki… Bolu ise bunun merkezi. Mengen’deki Aşçılık Okulu ve iyi aşçıların Bolu’dan çıkıyor olması lezzet peşinde bir seyahat planı için yeterli sebep. Yurdaer Otel’in Bolu ve Osmanlı mutfağından eşsiz lezzetler sunan restoranı gözden kaçırılmamalı. Yurdaer Otel’den sonra Abant yoluna devam ederken yol boyunca alabalık çiftlikleri ve kahvaltı yapılabilecek bahçe içinde tesisler bulunuyor. Ayrıca şehir içinde mantı, gözleme gibi lezzetlerin tadılabileceği ev yemekleri yapan kafe ve restoranlar bulunuyor.

Bolu’nun meyve-sebze pazarı olan pazartesi gününe denk gelirseniz, pazardan torbalarınızda birbirinden taze yerel ürünlerle çıkacağınıza şüphe yok. Köylülerin pazarda sattıkları mis gibi köy ekmeği, tereyağı, peynir, kaymak ve süzme yoğurt için bile Bolu’ya gidilebilir. Mevsimi olan ekim-aralık ayları arasında tezgâhlarda Kanlıca mantarı da başrollerde oluyor. Şifalı kızılcık tarhanası, ev yapımı salça, keş (Bolu’ya özgü özel bir peynir), patatesli köy ekmeği, kozalak reçeli, bahçeden ya da tarladan taptaze toplanıp getirilmiş sebzeler, meyveler birbirinden renkli ve albenili.

Kış sporları için iyi bir adres
Her mevsimi ayrı bir görsel şölen ve keyif veren Bolu, kış sporları için de ilk akla gelen adreslerden. Konumu itibariyle kayak merkezlerindeki otellerde kış ayları boyunca yer bulmanın zor olduğu Kartalkaya, kayak pistleri, otellerindeki yemek kalitesi ve kolay ulaşımı ile kayak sporuna ilgi duyanlar için çekim merkezi.

Bolu’da şehirden en fazla bir saat mesafede yer alan ormanlar, göller oldukça dinlendirici ve tazeleyici bir atmosfere sahip. Biraz daha farklı rota için Mudurnu Sünnet Gölü ve kaplıcaları ruha ve beden için ayrı bir terapi. Şöminenin başında geçirilen bir akşamın ardından göl kenarında uyanılan bir sabah, kış mevsiminin insanın içini ısıtan tatlı taraflarını yaşamak için birebir. Mudurnu’nun meşhur Saray Helvası’ndan ve pazarda bulabileceğiniz tatlardan olan kabaklı gözlemesinden tatmadan dönülmemeli.

Doğanın enerjisini hissettiren, yenileyen, sakinleştiren aynı zamanda en özel tatlar vadeden Bolu, dinginliğini, bozulmamış olmasına ve kendini korumasına borçlu.

İzzet Baysal’ın Bolu’ya katkıları unutulmamalı
Doğası, sükûneti, mutfak zenginliği bir tarafa, Bolu’yu Bolu yapan asıl değerlerden biri de “Bolu’nun Babası” unvanı verilen, ‘Devlet Üstün Hizmet Madalyası’ ile onurlandırılan İzzet Baysal’dır. Başta üniversite, okul, hastane olmak üzere sağlık ve eğitim alanında Bolu’ya armağan ettiği sayısız eserler bırakan İzzet Baysal, Bolu ve Bolulular için ayrıca bir gurur kaynağı diyebiliriz. Bolu’yu gezerken tek bir insanın bile bir şehre olan katkısının unutulmaması gerekiyor.

KAÇIRMAYIN
Yürüyüş parkurlarında tertemiz dağ havasını içinize çekin.

KAÇIRMAYIN
Kartalkaya’daki otellerden birinde camın kenarında oturup kar manzarasının tadını çıkarın.

LEZZET MOLASI
Bolu’ya özgü bir lezzet olan keşli-cevizli makarnayı yemeden Bolu lezzetlerini tamamlamış sayılmazsınız.

LEZZET MOLASI
Kayseri mantısının tersine büyük üçgen şeklindeki enfes Bolu mantısından mutlaka deneyin.

ALIŞVERİŞ
Bolu Çikolatası farklı markalarla her yerde satılıyor ancak senelerdir aynı kutusunda sunulan orijinal tadı, şehir merkezindeki İmren Pastanesi’nde bulabilirsiniz.