YEŞİLIRMAK KIYISINDA BİR ANADOLU GÜZELİ: AMASYA

Duvarında, “Beklerim Gamaşuk’ta, müebbetim bu aşkta…” diye başlayan bir şiir asılı. Mangal kömürüyle yanan, dev bakır bir semaver başrolde. Bakırcılar Çarşısı’nda ünü dillere destan, 22 yıllık Gamaşuk Çayevi’nde her sabah 6’dan geceyarısına kadar, çay kokusu etrafı sarıyor. Çayevinin sahibi Sebati Ferahoğlu, ancak çayın patronu annesi Aysel Hanım. “Gerçek bir Anadolu kadını; çilekeş, cefakar, 40 yıldır bir kez, ayakkabım, eşarbım eskidi demedi.” diye bahsediyor ondan. Gamaşuk, dedesinin lakabıymış; ‘gamlı aşık’ anlamına geliyor. Yabancı bir isim koyacağına, kendi kişisel tarihinden bir esinti olsun istemiş. Gamaşuk’ta kor ateşte dilek kahvesi de yapılıyor ama, varsa yoksa çay. Bağlık bahçelik olan Amasya’da, çaya düşkün olan ve semaverini gittiği yere taşımayan pek kimselere kolay rastlanmıyor. Bugün halen tamamen el işçiliğiyle yapılan semaverler arasında kolay taşınabilen, teneke olanları da var. Çayın makbulü buharla değil, kömürün közüyle demleneni.

Gecesi şatafatlı kent
Bu çayevi ve semaver tutkusu Amasya’nın en çarpıcı karakteristiklerinden olsa da, kentin Yeşilırmak kıyısında bir Anadolu güzeli olduğunu gözardı etmek mümkün değil. Nehir üzerinde yüzen bir cumbanın dantel perdesini kaldırıp Amasya’nın en bildik kartpostalına bakın; daracık bir boğazın içinde sıralanmış 19. yüzyıla ait Yalıboyu konakları ve arkalarından yükselen, ürpertici kral kaya mezarları… Burası Anadolu’nun en güzel kentlerinden biri. Kentin geceleri sizi, ıssız sokaklarına dökecek kadar etkileyici manzaralarıyla cezbeder. Evlerin su üzerindeki yansımaları ve sarı sokak lambaları altında keskin bir sessizliğe gömülen en güzel mahallesi Hatuniye, Amasya’nın gecelerini de özellikli yapar.

Mezarlar ve geçitler
Hellenistik dönemde, Harşena Dağı’nın güney eteklerine, kalker kayalara oyulmuş Kral Kaya Mezarları, İ.Ö. 333’den İ.Ö. 26’ya kadar Amasya’yı başkent olarak kullanan Pontus krallarına ait. Yeşilırmak Vadisi boyunca, irili ufaklı 21 mezar olduğu söyleniyor. Mezarların içlerinden çok, arkalarına oyulmuş geçitler etkileyici. Geceleri, bu mezarlar ışıklandırıldığında, kentin güzelliğine nasıl bir katkıda bulunduklarını, Gezi Yolu’nda yürürken farketmemek mümkün değil.

Anadolu’nun Oxford’u
Amasya’nın popüler rıhtımı Gezi Yolu, adeta bir ‘ünlüler geçidi’dir. Yedi yaşında buraya vali olarak gönderilen II. Bayezid’in yanısıra Amasya’da şehzadelik dönemini geçiren ve buradaki medreselerde tahta hazırlanmak için ilim, irfan öğrenen diğer Osmanlı sultanlarının büstleri sıralanır. 1861 yılında buraya gelen, gezgin G. Perrat, “Amasya, Anadolu’nun Oxford’udur.” demekte çok da haksız sayılmazmış aslında. İlkçağın ünlü coğrafyacısı Amasya’nın yerlisi Strabon ve bu kentle özdeşleşen Ferhat ile Şirin heykelleri de burada.

Yeşilırmak’a reverans
Nehir kıyısındaki taş avlulu, ahşap evler ve yöresel yemeklerin ustalıkla yapıldığı restoranların en bakımlılarını Hatuniye mahallesinde görmek mümkün. Amasya’da her geçen gün daha fazlası restore edilen Yalıboyu evlerinde konaklamak kent turizminin olmazsa olmazlarındandır. 

Amasya’nın lafazan yaşlıları
Yıldız Hamamı’nın terasına, her sabah asılan pembe, kırmızı peştemalleri geçip, Yeşilırmak’ın üzerindeki köprüye doğru ilerleyin. Öğleye doğru, kentin en heybetli yapısı Sultan II. Bayezid Camii’nin (1486) canlı bahçesindeki camiyle yaşıt olduğu söylenen çınar ağaçlarının altında oturan ihtiyarlar, burada namaz vaktini bekler. Cami kapısının iki yanında, oldukları yerde dönen sütunları mutlaka görmenizi tavsiye ederler. Sonra aralarında, medreseye ait olan ve bazıları çalınan yaklaşık 2 bin el yazması ve 3 bin basma eser üzerine küçük bir tartışmaya girerler. Bu arada medreseden dönüştürülen kütüphanede, nefeslerini tutarak çalışan öğrenciler vardır.

Camiler ve Moğollar zamanında terapi
Gerek boyutu gerekse dengeli mimarisiyle başka hiçbir caminin onunla rekabet edebilmesi mümkün değil ancak kentte görmeye değer birçok cami ve yapı var. Kesme taş yapısı, yüksek tuğla minaresi ve ahşap kubbesiyle Gümüşlü Camii’nin Yeşilırmak manzaralı avlusu, bir seyir noktası olabilir. Bu listeye Gökmedrese Camii ve Kileri Süleyman Ağa Camii de eklenebilir. Taşhan’da semaver yapan bir atölye var. Bakırcılar Çarşısı’nda ve bolca semaver satılan Torumtay Caddesi’nde Amasya’nın ticari hayatını gözlemlemek mümkün.

Darüşşifa ya da Tımarhane olarak da anılan Bimarhane Medresesi, bugün Sabuncuoğlu Tıp Ve Cerrahi Tarihi Müzesi. Yıkıcılıklarıyla tanınan Moğollar tarafından akıl hastalarının tedavisi için su ve müzik terapisi uygulamak için yaptırılmış. Ayrıca medrese, yüzyıllar boyunca bir müzik okulu olarak da kullanılmış. Burada birçok bilim adamı da yetişmiş. Aralarında en önemlisi, medrese duvarlarındaki minyatürlerde görülebilen, Fatih Sultan Mehmet döneminin ünlü hekim ve cerrahı Amasyalı tıp alimi Sabuncuoğlu Şerefeddin. 14 yıl hekimlik yapan Sabuncuoğlu’nun, 1465’te yazdığı ‘Cerrahhiyetü’l Hâniye’, dönemin gelişmiş tıbbı üzerine önemli bilgiler veriyor.

Anadolu’nun mumyaları
Gerek sunumu gerekse mumya koleksiyonuyla, Amasya Müzesi Türkiye’nin en akılda kalıcı müzelerinden. Arkeolojik ve etnoğrafik bölümleri bir yana müzenin Narlıbahçe Mezarlığı bahçesinde, üzerinde ‘Mumyalar’ tabelası bulunan Sultan I. Mesut Türbesi, müzenin en çok merak edilen bölümü. Mumyalama tekniği açısından dünyadaki diğer örneklerden farklı olarak, iç organlar çıkarılmadan, kurutma ve tahnit işlemleriyle mumyalananlar arasında, 14. yy. İlhanlı yöneticilerinden Anadolu Nazırı Şehzade Cumudar, Amasya Emiri İşbuğa Noyin, İzzeddin Mehmed Pervane Bey, eşi, erkek ve kız çocukları var. Ayrıca müzede Hitit baltası ve gümüş İskender definesi dikkatinizi çekebilir. 1963’te Doğantepe’deki Hitit höyüğünde, bir köylü tarafından bulunan, zaman zaman Avrupa’daki diğer müzelere, sergilenmek üzere gönderilen, arkeoloji dünyasının ilk ve tek Hitit Fırtına Tanrısı Teşup’un, döküm tekniğiyle yapılmış, bronz heykelciği de kaydadeğer.

FOTOĞRAF MOLASI
Amasya’nın en etkileyici manzarasını görmek için araçla Amasya Kalesi’ne çıkıp oradan tırmanmak gerekiyor.

LEZZET NOKTASI
Emin Efendi Restaurant’da, bir gün önceden haber vermek şartıyla, bakla dolması, Emin Efendi tandır, keşkek, toyga çorbası, fırın sütlaç gibi yöresel yemekleri deneyebilirsiniz.

FOTOĞRAF MOLASI
Sultan II. Bayezid Camii ve Külliyesi’nin en etkileyici görüntüsü, Yalıboyu evlerinin olduğu uzak kıyıdan ya da nehre bakan bahçenin içinden.

BİLİYOR MUYDUNUZ?
National Geographic’in belgesel serisinde yer verilen Amasya Müzesi’ndeki mumyalar hakkında daha detaylı hikayeler için müzenin bu bölümünde çalışmış, önemli bir araştırmacı olan Muzaffer Doğanbaş’ın ‘Mumyalama Sanatı ve Anadolu Mumyaları’ kitabı doğru bir kaynak.