“YİĞİDİN SEVDİĞİ GÜZEL OLURSA…”

“YİĞİDİN SEVDİĞİ GÜZEL OLURSA…”

Müzik sözle, etle tırnak gibidir. Yakılmıştır çünkü. Nasıl bir ayrılık acısıyla yakılmışsa, yıllar sonra icra edilirken bile dokunur. Yakışır da… Acının bu kadar yakıştığı, acıyı bu kadar yakışıklı kılan, aşkı ve ayrılığı bu kadar aynı potada eriten başka bir halk müziği var mıdır yeryüzünde, diye sorası gelir insanın. Elbette her halkın müziği değerlidir, elbette içinde aşkı ve acıyı barındırır, elbette ruhumuzun saklı gözeneklerinde pınarlar açar. Ne var ki yaşanmışlık bağlamında halk müziğimizle boy ölçüşecek başka bir halk müziğinin bulunduğunu söylemek de türkülerimize haksızlık olur.
Trenle Adana’ya gelirken sizi Yenice Tren İstasyonu karşılar. Anadolu-Bağdat Demiryolları’ndan kalma broş güzelliğindeki istasyonda trenin penceresinden bükülerek gelen yolları ve bükülerek uzak coğrafyalara giden yolları düşünür, burada, adı Yenice olan bir yerde bir türkü yakıldı dersiniz.

Yenice yolları…

Saçları ak gerdanına dökülerek giden bir kız silueti… Güzel… Alabildiğine güzel… Ve onu seven yiğidin bütün hayatı yahut hayat olarak gördüğü her şey, güzelin ardınca, sökülerek gidiyor… Her ömür ipliği bir saç teline denk gelircesine… Bir ayrılık var sevdanın sevdalığını derinleştiren… Gider uyağıyla/ayağıyla başlıyor türkü… “Kalan Müzik”in kulakları çınlasın, kalan şey, o kadar ruha işleyen, o kadar insanı sarsan bir yaşanmışlık ki, sadece yakanı değil dinleyeni de yakacak kadar samimi ve dokunaklı…

Daha ilk iki dizede, hemen Enderunlu Vasıf’ın meşhur dizelerini hatırlayıp gülümsüyorsunuz:

“O gül endam bir şale bürünsün yürüsün/Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün”

Erkan Sürmen tarafından derlenen TRT arşivindeki kayıtta türkünün sözleri şöyle:

“Yenice yolları bükülür gider
Zülüf ak gerdana dökülür gider
Yiğidin sevdiği güzel olursa
Ömrü arkasından sökülür gider

Kırmızı gül olsan har olamazsın
Azrail olsan da can alamazsın
Dünyayı kalbura koysan elesen
Sen de benim gibi yar bulamazsın”

Nasıl bir iddia güzelliğiyse bu, dünyayı kalbura koyup eliyorsunuz ve onun gibi bir yar bulamıyorsunuz. Sanki ilk dizeyi yiğit ve ikinci dizeyi güzel söylemiş gibi… Yiğitle güzel arasındaki “eksi/ekşi” bir durum tatlı bir çatışma atmosferi oluşturuyor.

Türkünün bir de rahmetli Cahit Öztelli’nin “Evlerinin Önü” kitabındaki kaydı var, burada fazladan iki dörtlük bulunuyor:

“Yürüdüm yürüdüm yolda yoruldum
Giden yarin gülüşüne vuruldum
Dünya yalan imiş ben yeni bildim
İşin gücün dalga imiş yar senin

Tomurcuk gül olsan elime almam
Yüz bin yemin etsen billah inanmam
Yandım ateşine bir daha yanmam
İşin gücün dalga imiş yar senin”

Burada uyak düzenin değişmesi,  diğer iki dörtlüğe göre biraz daha yazıklanmaya yönelik, pişmanlığa yönelik derin dalga, sanki bu iki dörtlük sonradan eklenmiş intibaı veriyor.

Peki, Yenice Yolları’nı kimden dinlemeli?
Ben Cengiz Özkan icrasını seviyorum. İlkay Akkaya da olabilir. Kimden isterseniz dinleyin, hatta dizi oyuncularından dinleyebilirsiniz, mutlaka dinleyin, yüreğinizin gözleri nemlense de çok seveceksiniz.