Yıkılışın Psikolojik Boyutu

Yıkılışın Psikolojik Boyutu

Sultan Hamid Düşerken (Oğlak Yayınları) bir “dönem romanı”dır. Dolayısıyla o, rahatlıkla “tarihi roman” kategorisi altında incelenebilir. İsimler belki tarih kitaplarında geçmiyordur.

Ya da bazıları geçerken bazıları romancının sakladığı, değiştirme gereği duyduğu isimlerdir. Zaten roman okunduğunda isimlerin çok da önemli olmadıkları görülür. Nahid Sırrı Örik’in amacı; tarihi bir döneme ayna tutmak. Romanın sonunda okuyucunun aklında bir iki isim kalsa da, asıl Sultan Hamid dönemine dair bilgi ve düşünceler dikkat çeker. Çünkü romancı bu düşüncelere odaklanmıştır. O yüzden kahraman isimlerinin şu veya bu olması bir şeyi değiştirmez. Romancı tipik bir Sultan Hamid dönemi siyasetçisinin portresini çizmiştir.

Nahid Sırrı Örik, diğer romanlarında olduğu gibi bu romanında da karamsar bir tablo çizer. Kahramanlarının neredeyse tamamı kötümser, daha doğrusu kötücüldür. Romanında neredeyse bir tane bile iyi karakter yoktur. Romancının yöntemi ve bakış açısı, işlemek istediği tarihi dönemle uyum içinde. Sonuçta Osmanlı İmparatorluğu’nun en bunalımlı dönemini anlatmaya yeltenmiştir. İyimser olmasını beklemek yersiz. Yine de Örik’in göstermeye çalıştığı yön, dönemle ilgili ele alınması ve düşünülmesi gereken tek yön değil. Sonuçta her insanın iyi yönleri de vardır. Her toplumda kötü, haset, bencil insanlar olduğu gibi iyi, fedakâr, dürüst insanlar da vardır. Örik, Sultan Hamid Düşerken’de dönemin karanlık ve ümitsiz yönlerine ışık tutmuş. Bu da, her romancının altından kalkabileceği bir şey değildir.

Örik’in anlatmak istediği başka bir konuysa, “kadın kudretidir”. Nimet, Mehmet Şahabettin Paşa’nın yetiştirdiği, her şeyini anlattığı, biricik kızıdır. Nimet, Paşa’dan daha acımasız ve kurnaz. Konağı kendisi yönetir. Ayrıca Paşa’yı korumaya çalışır. Çok sever babasını, bununla birlikte ondan kalacak büyük mirası da gözetir. O yüzden, nişanlısından ayrılır. Yine aynı sebepten, İttihat ve Terakki yöneticilerinden Şefik’le evlenir. Paşa’yı ve Şefik’i etkisi altına almıştır. Kararlarında duygusallığın hiçbir şekilde yeri yoktur. O, Paşa babasının makam ve servetini düşünmektedir yalnızca. Seksenini geçmiş Paşa’nın derdi de zaten sadece makam ve servettir.

Roman, ele aldığı tarihi dönemi kılcal damarlarına kadar aktarmayı başarmaktadır. Kadının siyasetteki yerini de çok iyi yansıtmaktadır. Okuyucu ibretlik sahnelerle karşılaşır roman boyunca. Büyük bir imparatorluğun neden ve nasıl yıkıldığını düşünür. Hiç olmazsa bu konularda kendince fikirler geliştirmeye başlar.

Örik, Sultan Hamid Düşerken’de psikolojik tahliller de yapar. Şefik’in aşkı, Paşa’nın makam hırsı, Nimet’in iktidar düşkünlüğü, İzzet Hanımın acizliği, Hilmi Efendi’nin çaresizliği… insan psikolojisinin derinliklerinde yatan, değişmez ve sınır tanımaz arzuların anlatımına dönüşür. Bu sayede Örik, II. Meşrutiyet döneminin tarih kitaplarında karşılaşmayacağımız, psikolojik yönünü de işlemeyi başarır.

Sultan Hamid Düşerken, Mithat Cemal Kuntay’ın Üç İstanbul’u ve Mizancı Murad’ın Turfanda mı Yoksa Turfa mı?’sıyla birlikte okunabilir. Her üç romanda da, aynı dönemi ele alan tarih, sosyoloji veya psikoloji kitaplarında rastlanmayacak, sadece bir sanatçının ortaya çıkarabileceği ayrıntılar gizlidir.

Yazarın Kitaplığı

 

– Mehmet Kaplan, Büyük Türkiye Rüyası, Dergâh Yayınları

– Emile Ajar, Yalan-Roman, Agora Kitaplığı

– İlker Nuri Öztürk, Ölüm Öncesi, Profil Kitap

– Yasemin Karahüseyin, Kör Nokta, İz Yayıncılık