Yıllara Meydan Okuyan Aktör: Richard Gere

Yıllara Meydan Okuyan Aktör: Richard Gere

Pretty Women filminde oynadığında tüm dünyadaki en popüler aktörlerden bir olan Richard Gere, her zaman özellikle kadın izleyicilerin kalbini çalan bir oyuncu oldu. Chicago müzikaliyle Altın Küre Ödülü’ne layık görülen Richard Gere, Budizm’in felsefesine inanan, insan hakları savunucusu ve yardımsever bir aktivist olarak tanınıyor. Yıllara meydan okuyan başarılı aktör ile özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Bir rolü oynamaya nasıl karar verirsiniz?

Ben sezgisel yaklaşırım, senaryoyu okuduğumda rolün bana gideceğini hissederim. Bir de teklif edenlerin kim olduğu önemli. Kendime o insanlarla çalışmak isteyip istemediğimi sorarım.

Hayat felsefeniz nedir?

Büyük hatalar yaptım. Hayatta her şeyi deneyimleyerek büyüyorsunuz. Ancak burada anahtar kelime hatalardan ders alabilmek. Hayat sınavını doğru dürüst verebilmeyi umuyorum.

İki çocuğunuz var neler söylersiniz? Baba olmak nasıl bir duygu?

Baba olmak harika bir duygu hiçbir şeyle değişilmez. Hayatta, çocuğunuz olduğu zaman yeterince büyüyorsunuz, o zaman anlıyorsunuz nerede durmanız gerektiğini.

Chicogo filmi ile Altın Küre Ödülü’nün sahibi oldunuz. Roldeki başarınız müziğe olan tutkunuzdan mı kaynaklandı?

Evet. Ben aslında müzisyen olmak istiyordum ama oyuncu oldum. Zaten müzik eğitimi aldım ama oynadığım küçük roller beğenildikçe oyunculukta yükseldim. Ayrıca, Özel Bir Kadın filminin başarısının yanında kariyerim için de başka bir anlamı var; filmdeki bir sahnede piyanoda kendi bestemi çaldım.

Dansa da yeteneğiniz olduğu söylemeliyiz…

Chicogo filmi için 6 ay dans dersi aldım. Bir de biliyorsunuz Jennifer Lopez ile oynadığım ‘Shall We Dance’ filminde bu yeteneğimi ortaya koymuştum.

Siz de hayvan dostu oyunculardan birisiniz, neler söylersiniz?

Çocukluğumda izciydim. Hayvanlar hayatımda hep büyük rol oynadılar. Biliyorsunuz dünyaya hayvan sevgisini anlatmak istediğim için yapımcı olarak “Hachiko” filmini çektim.

Gerilim filminde de oynadınız ve büyük başarı kazandınız, nasıl bir deneyimdi bahseder misiniz?

Entrika/Arbitrage’ın başrol oyuncusu olarak performansım çok beğenildi. Amerikan basınında övgüyle karşılandı. Entertainment Weekly’nin sinema eleştirmeni Owen Gleiberman, “Gerçek bir gerilim. Richard Gere hiçbir rolünü bu kadar güçlü bir şekilde canlandırmamıştı.” dedi. The Huffington Post’tan Michael Hogan, “Bir Vanity Fair hikayesi hayata geçiyor.” diye yorumlarken, Rolling Stone’dan Peter Travers da “Birinci sınıf Richard Gere… Tam anlamıyla Oscarlık bir performans
sergiliyor.” yorumunu yaptı. Tabii tüm bu yorumlar beni çok mutlu etti.

Bir oyuncu olarak role nasıl yaklaşırsınız?

Benim görevim hikayeleri anlatmak. Canlandırdığım karakter ben değilim. Önce senaryoya bakarım, daha sonra da hikayeye bakarım. Hikayenin senaryo üzerindeki etkisi çok önemli. Her insanın farklı tecrübeleri vardır ve bu tecrübelerden öğreneceği farklı bir şeyler olmalı değil mi?

Bazen hikayeye hiç bakmazsınız. O zaman rol ne ise odur. Bazen rol gereği yaptığınız kötü şeyler aslında iyi şeyler olabilir. Bence bu, her insanın bir projeye başlamadan önce düşündüğü ilk şeydir.

Örneklendirir misiniz?

Diyelim ki bir hikayedeki ana unsur, problemleri olan bir adam ve bu adamın almış olduğu kötü kararlar. Hikayedeki bağlayıcı nokta ise bu kötü kararların sebep olduğu sonuçlar. İnsanlar her gün birçok seçim yapmak zorunda kalıyorlar. Yaptıkları seçimler her zaman en doğru seçimler olmuyor ama ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorlar. Dolayısıyla insanları yargılamamak lazım. Canlandırdığım karakterleri yargılamam, onlara empatiyle yaklaşabilirim.

Para ile ilişkiniz nasıl?
Yurttaş Kane filminin güzel bir mesajı vardır: Eğer çok para kazanmak istiyorsanız çok parayı kazanırsınız. Asıl sorun, nelerden vazgeçtiğinizdir. Bir şeyden vazgeçmenize gerek yok. Konu bu değil. Tekrar belirtmek isterim ki fakir olmak insanı iyi biri yapmaz. Zengin olmak da insanı kötü biri yapmaz.

Bugüne kadar pek çok iyi oyuncunun partneri oldunuz sizin için unutulmaz olan bir tanesinden bahseder misiniz?

Çok eski arkadaşım olan Susan Sarandon inandırıcı oyunculuğu ile beni her zaman çok etkiler. Onunla çalışırken birbirimizi çok eskiden beri tanıyor olmamızın bize çok faydası olduğunu gördüm.

Oynadığınız karakterlerden en unutulmazı sizin için hangisiydi?

Norman filmi. Norman Oppenheimer’ı canlandırdım. Beni en çok etkileyen karakter oydu. Senaryoyu okur okumaz çok beğendim.

Kendinize iyi bakmak için ne yaparsınız?

Fiziksel olduğu kadar ruhsal sağlımız da çok önemli. Bedensel sağlığımız için spor yaptığımız gibi ruhsal sağlığımız için de her gün meditasyon yapmalıyız. Ben meditasyon yaparım.