YÜZYIL SONRASINA MEKTUP

YÜZYIL SONRASINA MEKTUP

Dostoyevski’nin Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları (2005, İletişim y.) birçok açıdan ilginç ve düşündürücü. Kitap isminden de anlaşılacağı üzere, yazın yapılan bir gezinin kışın tutulan notlarından oluşur ve 1863’de yayımlanır. Bunu özellikle belirtiyoruz, çünkü Dostoyevski Fransa, Almanya, İspanya ve İngiltere’nin değişik şehirlerine yaptığı gezileri an ben an not almış değil. İzlenimleri edindiği zamanla, yazıya geçirdiği zaman farklı. Bu, şu anlama geliyor: Aslında bu kitapta yazılanlar, yalnızca izlenimlerin not edilişinden ibaret değil. Dostoyevski izlenimleri üzerine bir süre kafa yormuş, birçok düşünce geliştirmiş, kendine göre ilginç tezlere ulaşmış, daha sonra da bunların arasından değerli bulduklarını kayda geçirmiştir.

Sübjektif yargılardan oluşuyor
Yaz İzlenimleri Üzerine Kış Notları; Batılılar ve Batıcılar her ne kadar öyle olduğunu kabul etmek istemeseler bile, bir izlenim değil düşünce kitabıdır. Dostoyevski’nin diğer kitapları gibi yüzeysellikten uzak, derin tahlillerle dolu. Fakat Dostoyevski çağının kaygılarından uzak değil. Her ne kadar bir romancı olarak sübjektif yazdığını ayrıca belirtmesi gerekmez iken, bunu kitap boyunca birkaç defa tekrar eder. Kitabın objektiflikten uzak, tamamen sübjektif yargı ve tespitlerden oluştuğunu söyler. Hatta kitap tamamen faydasızdır, okumasanız da olur, bir sürü gevezelik yapacağım diyerek, kendisini ve okuyucusunu rahatlatır.

Romancı, kitabın ismini koyarken de bunu düşünmüş olmalı. Yoksa neden izlenim gibi kimsenin önemsemeyeceği, hemen reddedebileceği bir kelimeyi seçsin? O, biliyordu ki 19. yüzyılda hiç kimse izlenim diyerek öne sürülen tespitleri önemsemeyecek. 19. yüzyıl bilimin, pozitivizmin tavan yaptığı bir dönem. Her şey deneysellikle açıklanır ve her şeye deneysellik üzerinden güvenilirlik atfedilip, inanılır. İzlenim; pozitivizmin karşısında durduğu ve bir ölçüde devirdiği, tamamen kişiye özel bir bilgilidir. Dostoyevski bu şekilde çağına bir kez daha çalım atar. Onun önüne geçer. Çünkü aslında o, ne deneyselliğe ne bilime ne de rasyonalizme inanır. Onların ilerisinde düşünür, fakat çağının bunlar elinde kurban edildiğini de görür.

Kitap bir film şeridi gibi…
Dostoyevski; bir şey yalan dahi olsa inanılarak ifade edilmişse, değerlidir der. O yüzden gezi yazıları için herhangi bir plan yapmaz. Sadece inandığı şeyleri ifade etmekle yetinir. Kitabın izlenimler toplamı olduğunu söyleyerek edebi herhangi bir biçim gözetmeyeceğini belirtmiş olur. O, zihnini tamamen çağrışımlara bırakır. Bu yüzden kitap bir film şeridi gibi ilerler. Bir yolcu bavulundan, polis karakoluna, oradan devlet işlerine, çocukluğa, kaldırımlara, otellere, balolara vs. atlanabilir. Yazar tamamen rahattır. Kafasında söylemek istediği birkaç nokta vardır. O noktaları söylemek için araya kendisinin gevezelik diye nitelendirdiği, fakat okuyucunun çok istifade edeceği birçok mevzu sıkıştırır. Epey ayrıntı içinde bocalar ama aydınlığa çıkmayı, söylemek istediğini açık, net bir şekilde kayda geçirmeyi başarır.

Bu yüzden kitap, Dostoyevski’nin yazıp, birkaç yüzyıl sonra yaşayacak, yani bir ölçüde modern yanılgılardan kurtulmuş insanlara gönderdiği bir mektuptur.