ZAMANDA YOLCULUK: TÜRKİYE’NİN EN İYİ MÜZELERİ

Anadolu adeta bir açık hava müzesi. Hititler’den, Yunanlılar’a, Bizanslılar’dan Osmanlı’ya, bu coğrafya benzersiz bir tarihin izlerini taşıyan hazinelerle dolu. Müzeler bu tarihin en iyi temsilcileri. Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış yaklaşık 300 müze ile adım adım bu topraklarda iz sürmek mümkün. İşte zamanda yapacağınız bu yolculukta kaçırmamanız gereken en iyi müzeler arasından bir seçki…

DÜNYAYI ŞAŞIRTAN ŞAHESER: AYA SOFYA
Aya Sofya, yaklaşık 1500 yıl sonra, hâlâ dimdik ayakta ve dünyayı şaşırtmayı sürdürüyor. Nedenleri belli; büyüklüğü, getirdiği mimari yenilikler, uğrunda harcanan emek ve servet… Yıl 532… Bizans’ın başkenti İstanbul’un Hipodrom’unda, imparator dahil halk toplanmış, heyecan içinde atlı araba yarışlarını seyretmektedir. Oyunun sonunda, takımlar arasında bir kavga çıkar. Bunu fırsat bilen halk da, bunu politik bir ayaklanmaya dönüştürür. Aya Sofya, bu ayaklanmanın bastırılmasının ardından imparatorun emiyle çağını aşan bir plana göre inşa edilir.

10 bin işçi çalıştı
Kubbesinin yerden yüksekliği 55.60 metre ve çapı 31-32 metre. Adını ‘Kutsal Bilgelik’ten alan Aya Sofya için, beş yıl boyunca, 10 bin işçi, gece gündüz çalıştı ve yapıyı tamamladı. Bittiğinde öyle görkemliydi ki, Justinianus, ana kapıdan girerken, coşkusunu gizlemedi. Her ne kadar müzenin ünü boyutlarıyla anılıyorsa da, bir başka çarpıcı özelliği de, farklı antik şehir ve tapınaklardan getirilen sütun ve mermerlerin burada yaratıcı bir sanat anlayışıyla tekrar kullanılması… 1935’te müzeye dönüştürülen ve milyonlarca turist tarafından hayranlıkla gezilen Aya Sofya, bugün hâlâ çağının önüne geçen mimarisi ile efsanevi bir yapı.

 

****

PAYİTAHTIN KALBİ: TOPKAYI SARAYI
Payitahtın kalbi ve Osmanlı İmparatorluğu’nun 400 yıl boyunca dünyaya hükmettiği yönetim merkezi Topkapı Sarayı’na girmek adeta zamanda yolculuk etmek demektir.

İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda bulunan sarayın müthiş kaligrafi sanatıyla göze çarpan Bab-ı Hümayun kapısından girilen birinci avludaki 6. yüzyıla ait Aya İrini kilisesinden ikinci avludaki mutfaklardaki görkemli Çin ve Japon porselenlerinin sergilendiği dünyanın en önemli üçüncü porselen koleksiyonuna, sarayın kalbi Harem’in gizemli dünyasından Kaşıkçı Elması ve Topkapı Hançeri’yle efsaneleşmiş Hazine’ye, mukaddes emanetlerin bulunduğu ve adeta bir hac yeri gibi ziyaretçi akınına uğrayan Has Oda’dan son avluda padişahların zaferlerini kutlamak için yaptırdıkları Haliç manzaralı köşklere, havuzlara ve iftariyeye açılan bahçelere, sarayda bütün bir gün Osmanlı’nın yönetim ve yaşam dünyasının derinliklerine dalmak mümkün.

 

****

NE OLURSAN OL GEL: MEVLANA MÜZESİ
Konya’da bulunan Mevlâna Müzesi, Topkapı Sarayı’ndan sonra Türkiye’de en çok ziyaret edilen ikinci tarihi mekân. İnanç turizmi açısından büyük önem taşıyor. 1925’te Mevlânâ Dergâhı ve Müzesi olarak yeniden düzenlendi. Mevlâna Dergâhı’nın yeri, Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alâeddin Keykubad tarafından Mevlâna’nın babası Sultânü’l-Ulemâ Bâhaeddin Veled’e hediye edilmişti.

El yazması eserler muazzam
Sadece dervişlere ait sandukalar değil, aynı zamanda XII. yüzyıldan XIX. yüzyıla kadarki bir zaman dilimine yayılan Selçuklu ve Osmanlı yazmaları muazzam incelikte. El yazması Kur’an ve Mesnevi’ler, ceylan derisine yazılmış IX. yüzyıl Kûfî Kur’an ve sureleri, altın varakla süslenmiş sayfalar da insanın aklını başından alıyor. Türbede dervişlerin sandukalarının arasında, özellikle Kubbe-i Harda’nın (Yeşil Kubbe) altındaki Mevlâna Celaleddin Rumi’nin ve oğlu Sultan Veled’in sandukalarının başında her daim dua edenlere rastlamak mümkün.

Her köşesinde bir detay gizli
Ayrıca müzede dergâh eşyaları, derviş hücreleri, mevlevi çalgıları, Mevlâna’ya ait kişisel eşyalar, giysiler, seccadesi ve Selçuklu halıları bulunuyor. Bugünkü kemanların öncüsü kabul edilen sekiz telli keman, sabır taşları ve Galileo’nun asıldığı dönemde astronomi dersleri vermek için kullanılmış olan küre kaçırılmamalı. Birkaç kez gezilebilir, çünkü her köşesinde bir detay gizli. 

 

****

AKDENİZ’DE ETKİLEYİCİ TARİH: ANTALYA ARKEOLOJİ MÜZESİ
Akdeniz’in popüler tatil destinasyonu Antalya, kuşkusuz sadece deniz, kum ve güneş demek değil. Antalya Arkeoloji Müzesi de kentin kaçırılmaması gereken keyif noktalarından biri. Müzede, Mozaikler, Lahitler, Tanrılar Salonu, Mermer Portreler Salonu ve ikonalar gibi bölümler bulunuyor.

Mozaik Salonu’nda, Pamfilya şehri olan Seleukeia’nın agorasında bulunmuş olan “Filozoflar Mozaiği” dikkate değer. Lahitler Salonu’nda sergilenen lahitlerin büyük bölümü Perge nekropolünde yapılan kazılardan. Seramik Eserler Salonu’nda uygarlığın ilerlemesi ile birlikte pişmiş toprak eserlerdeki estetik ve teknolojik gelişimi gözlemlemek mümkün. Tanrılar Salonu’nda heykeltıraşlık ve mitolojinin muhteşem birleşimini görmek mümkün.

Yorgun Herkül burada
Müzede ayrıca fosiller, ölü gömme geleneklerine ait örnekler, bölge kazılarından çıkanlar, Roma dönemi imparator, imparatoriçe heykelleri, kadın ve erkek başları, sikkeler segileniyor. Yorgun Herkül ve Dansöz figürünü atlamayın.

 

****

BAŞKENTTE BİR DURAK: ANADOLU MEDENİYETLERİ MÜZESİ
Türkiye’nin ya da dünyanın en büyük müzelerinden olmayabilir, ancak Anadolu Medeniyetleri Müzesi kapsadığı çağlara ait çarpıcı koleksiyonu ve 1997 tarihinde İsviçre’de 68 müze arasında birinci seçilerek aldığı “Avrupa’da Yılın Müzesi” unvanıyla, yıllardır en iyiler arasında anılmayı sürdürüyor.

Asıllar burada yaşıyor
Türkiye’nin dört bir yanındaki ören yerlerinde, replikasını ya da fotoğrafını gördüğünüz arkeolojik bir buluntunun aslının bu müzede olma ihtimali çok yüksektir. Paleolitik Çağdan başlayarak Klasik devirlere kadar, Anadolu’nun insanlarını, kültürlerini ve yaşam tarzlarını belgeleyen olağanüstü bir müze. Eski Mahmutpaşa Bedesteni ve Kurşunlu Han binalarında yer alan müzedeki eserler, girişten itibaren kronolojik bir düzenle sergileniyor. Orta odada ise, Hitit ve Frig devrine ait dev taş rölyefler var.

Atatürk öncülük etti
Müzede sergilenenler, son kazılarda bulunanlarla devam edip, Yunan ve Roma heykelleri ile dışarıdaki bahçeye açılıyor. Mustafa Kemal Atatürk merkezde bir Eti Müzesi kurma fikriyle bu müzenin kurulmasına öncülük etmiş ve Türkiye çapındaki Hitit eserlerinden Ankara’ya eser gönderilmesini sağlamıştı.

 

****

UYGARLIKLAR GEÇİDİ: ÇORUM MÜZESİ
Daha içeri girmeden, Çorum Müzesi’nin 1914 tarihli binasından etkileniyorsunuz. Oldukça iyi düzenlenmiş müzenin ışıklandırması, eserlerin güzelliğini ortaya çıkarıyor. Müzede, Çorum civarındaki Hattuşa, Alacahöyük ve Ortaköy (Şapinuva) kazılarında çıkarılan arkeolojik buluntular sergileniyor.

Kalkolitik/ Eski Tunç Çağı’ndan damga mühürleri, iğneler, hançerler var. Eski Hitit dönemine (M.Ö. 1650- 1450) ait Yörüklü/ Hüseyindede Tepesi’nden çıkarılan kabartmalı vazo, gözden kaçmayacaktır. Yazılıkaya rekonstrüksiyonu Büyük Kral Tudhaliya betimli ortostat, Hitit döneminden mimari bir kesit, Hitit İmparatorluk döneminden Boğazköy- Hattuşa Güneş Tanrıçası başı, büyüteç altında sergilenen Kırların Koruyucu Tanrısı, Hattuşa’da bulunan Hitit İmparatorluk döneminden testere, müzenin alt katlarında dikkat çekenler. Üst katlarda, Ortaköy- Şapinuva’da bulunan eserler var. En üst katta ise, Roma dönemine ait takılar, camlar, aynalar yer alıyor.

Mühürler, mezarlar…
Bizans dönemine ait mühürler görmeye değer. Müzede ayrıca, Eski Tunç Çağı- Hatti döneminden Alacahöyük Kral Mezarları’ndan L mezarı, ritonlar, M.Ö. 1430’a ait II. Tudhaliya döneminden fildişi kabzası çürümüş çok güzel bir kılıç sergileniyor.

 

****

BİZANS ESİNTİSİ: GÖREME AÇIK HAVA MÜZESİ
Kapadokya Bölgesi’nde, kayalara oyulmuş yaklaşık 360 tane kilise var. Göreme Açık Hava Müzesi, buranın baş tacı. Çünkü bölgenin en iyi korunmuş, Bizans dönemi kilise ve freskleri burada. Fresklerdeki renkler, ağaç köklerinden, bitki ve çiçeklerden elde edilen kök boyalar.

Müzede, altı kilise ve hemen girişte biri rahiplere diğeri rahibelere ait iki manastır var. Ayrıca kayaya oyulmuş upuzun, orijinal, yekpare yemek masası ve oturma yerleriyle, yemekhane de etkileyici. M.S. 4. yüzyılın, yani Hıristiyanlığın Roma İmparatorluğu’nun resmi dini kabul edilmesinin ardından, Aziz Basil buraya gelerek, bölgenin bu önemli noktasını, eğitim merkezi seçmiş. Burada yüzyıllar boyu sadece din adamları yaşamış, eğitilmiş ve ibadet etmişler.

III. Selim restore etti
Karanlık, Çarıklı ve Tokalı kiliseleri, sanata olan düşkünlüğüyle tanınan ve İç Anadolu’ya geldiği sıralarda bu kiliseleri gezen Osmanlı Padişahı III. Selim zamanında, sultanın emriyle, restore edilmiş. Bu nedenle, ender rastlanan bir örnek olarak, Çarıklı Kilisesi’nin freskleri arasında, onurlandırılmak için sarığıyla resmedilen III. Selim var.