ZAMANSIZ TASARIMLAR

Grafik tasarımcı Levent Özkendirci ve mimar Özlem Berber, Kadıköy Moda’daki Mummu Takı Tasarım Atölyesi’nde gümüş, bronz, pirinç, ahşap ve yarı değerli taşlardan oluşan farklı takı tasarımlarına imza atıyor. Malzemenin doğasına göre davranan ikili, farklı malzemelere doğaçlama bir form vererek özgün kolye, küpe, yüzük ve bileklik modelleri tasarlıyor. Özellikle Line ve Nokta koleksiyonları ile dikkat çeken Özkendirci ve Berber’in tasarımları tamamen kişiye özel…

Modern ve yalın tasarımlar
Haziran 2014’te açılan Mummu Takı Tasarım Atölyesi’nden içeri girer girmez, kendinizi bir sanat galerisindeymiş gibi hissediyorsunuz. Sümer mitolojisindeki zanaatkâr bir karakter olan Mummu’nun adını alan mekân, tasarımlarıyla farklılığını hissettiriyor. Levent Özkendirci, iş dünyasında 20 yılı geride bırakmış başarılı bir grafiker… Farklı ajanslarda görev yapan Özkendirci, daha sonra 6 yıl kadar bir mücevher firmasının sanat yönetmenliğini üstlenmiş. Özlem Berber ise İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya devam ediyor.

Şehir yaşamının yorucu temposundan biraz da olsa uzaklaşabilmek ve özgür kalabilmek amacıyla farklı bir tasarım atölyesi açmaya karar verdiklerini söyleyen Özkendirci, “Bu noktadan yola çıkarak atölyemizi kurduk ve kendi aksesuarlarımızı tasarlamaya başladık. Gümüş, bronz, pirinç, bakır, ahşap ve doğal taşlardan oluşan özel kolye, küpe, yüzük ve bileklik tasarımlarına yöneldik.” diyor.  Mummu’daki tasarımların modern, sade ve yalın bir çizgiye sahip olduğunu belirten Özlem Berber ise, “Net ve geometrik çizgilere sahip bir tasarım diline sahibiz.” yorumunda bulunuyor.

Hemen her gün yeni bir ürün tasarlanıyor
Berber ve Özkendirci çifti, tüm tasarımları beraber yapıyor. Bir ürün yaptıktan sonra o ürünün varyasyonlarını ürettiklerini dile getiren Özlem Berber, sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu sayede özel parçalarla başlayan ürün döngüsü zamanla koleksiyonlara dönüşüyor. Line ve Nokta koleksiyonları da bu şekilde doğdu. Nokta Koleksiyonu’nun yüzüğü, kolyesi ve küpesi de var. Ama genelde set olarak çalışmıyoruz. Standart bir koleksiyon mantığımız yok.”

Nasıl bir tasarım yapacaklarını önceden çizip sonra hayata geçirmediklerine işaret eden Levent Özkendirci, malzemeleri önlerine alıp, çoğunlukla doğaçlama yöntemiyle çalıştıklarını, çok beğendikleri tasarımları ise sonrasında çizerek kayda aldıklarını dile getiriyor.

Mummu’nun hedef kitlesini ise 25 yaş üstü modern ve şehirli kadınlar oluşturuyor. Takıseverlerin çoğu yerde aynı türde takılarla karşılaşmaktan sıkıldığını belirten Özlem Berber, “Mummu’ya gelen dostlarımız, buradaki tüm takıları farklı buluyor. Ürünlerimizin fiyatlarını ise 50-250 TL arasında tutmaya çalışıyoruz. Pirinç ve bronz ağırlıklı takılar da gümüş gibi zamanla matlaşabiliyor. Bu durumda takıları gümüş parlatma bezleri ile sildiğinizde yeniden parlıyorlar.” diyor. Mummu’nun belli bir müdavim kitlesinin olduğunu söyleyen Levent Özkendirci, bu kitlenin ilgisini daima sıcak tutabilmek adına her gün ortalama bir yeni ürün tasarladıklarını vurguluyor.

Malzemelerle oynayarak farklı formlar oluşturuluyor
Ayvalık Cunda’da da bir mağaza açtıklarını söyleyen Levent Özkendirci, uzun vadede atölyelerini Ayvalık’a taşımayı planladıklarını dile getiriyor. “Üretim yapıyorsanız, gerekli koşulları oluşturduktan sonra bu işi her yerde yapabilirsiniz.” diyen Özlem Berber ise bu işte önemli olan tek şeyin malzeme ve ortam olduğuna dikkat çekiyor. Bu sürecin beraberinde özgürleşmeyi de getirdiğini söyleyen Berber, bu takı tasarım atölyesi ile kendilerine ve hayallerine daha çok vakit ayırabildiklerini söylüyor.

Gümüş, pirinç ve bronz gibi malzemelerin ham hallerini tel ve plakalar halinde alıp işlediklerini, taşları da Kapalı Çarşı’dan temin ettiklerini belirten Berber, tasarım sürecinin sonsuz bir döngü olduğunu sözlerine ekliyor. Atölyeyi farklı aletlerle donatmayı ve teknik detay isteyen işlere daha çok vakit ayırabilmeyi istediklerini söyleyen Berber, tasarım sürecini ise şöyle özetliyor: “Çekiç ve ateşle form vermek gibi en temel teknikleri kullanıyoruz. Bazen, dostlarımızdan yaptığımız takıları, müzelerde gördükleri eserlere benzettikleri şeklinde yorumlar alıyoruz. Bu da ayrıca bizi mutlu ediyor. Tasarımlarda çekiç ya da kaynak izlerini görebiliyorsunuz. Malzemenin üstündeki müdahale göze çarpıyor. Bu da hedef kitlemize çok daha samimi ve farklı geliyor. Malzemeyle oynamayı çok seviyoruz ve ortaya gerçekten de çok keyifli tasarımlar çıkıyor.”